Günlük dengeli beslenmede yaşamsal bir besin ve katkı Maddesi olan fındığın, Sağlık bakımından bir çok olumlu etkisi bulunur. Her Gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının yüzde 100'ünü karşılar.
Oleik Asit
daha çok olmak üzere yağ, protein, karbonhidrat içeren fındık E
vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminler, mineraller, diyabetik
lifler, fitosterol (beta- sitosterol) içerir.
Antioksidant fenoliklerin özel
bileşimleri sebebiyle, insan beslenmesi ve sağlığı açısından Fındık,
kuruyemiş çeşitleri arasında önemli bir konuma sahip bulunmaktadır.
Besleyici
ve duyumsal özellikleri fındığı, gıda ürünleri için benzersiz ve ideal
bir malzeme haline getirmektedir. Yüzde 60.5 oranında yağ içerdiğinden
fındık, iyi bir enerji kaynağı olma özelliği taşımaktadır. Bir çok
araştırmacı, fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri
olduğunu söylemektedir.
Bu etkiler, tekli ve çoklu doymamış yağ
asidi (yüzde 82.8 oleik ve yüzde 8.9 linoleik) açısından zengin olan
fındık lipitlerinin yağlı asit profili ile ilgili olabilir.
Yapılan
araştırmalar gösteriyor ki, doymuş yağ oranının düşük ve tekli doymamış
yağ oranının (MUFA) yüksek olduğu beslenme çeşitleri, kan lipiti
düzeyinin koolünde etkili oluyor; benzer bir sonuç, koroner kalp
rahatsızlığı (CHD) riskinde de olumlu bir etken olabiliyor.
Ayrıca,
fındık yağı içeriğinde yüksek oranda bulunan tekli doymamış yağ oranı
ile zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri; CHD vakalarının azlığı,
tansiyon düşüklüğü, toplam kolesterol dengesinde düşüklük, lipoprotein
yoğunluğunun (LDL) azaltımı veya tersinin çoğaltımı ve kanigliserin
değerinin düşmesi gibi benzer, olumlu etkiler oluşturur.
E
vitamini açısından bitkisel yağlardan sonra fındık, en iyi ikinci
kaynakdır. E vitamini, çözülebilir bir lipit fenolik antioksidandır.
Fenoliklerin antioksidan aktiviteleri, Hidrojen
atomlarını bağımsız köklere dönüştürme özelliğinden kaynaklanıyor. Bu
bileşimler bağımsız kökler oluşturabileceği için, diyabetik hastalarda, Kanser ve atherosclerosis önlemede potansiyelleri olduğuna inanılıyor.
E
vitamininin antioksidan görevi ve koroner kalp rahatsızlığı ve kanserle
olan ilişkisinden dolayı, fındık ve fındık ürünlerini de içeren doğal
gıda maddelerine tüketici ve sanayi tarafından olan ilgi artıyor. Her
gün sadece 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının yüzde
100'ünü karşılıyor.
Son zamanlarda
yapılan araştırmalar gösteriyor ki, fındıkta bol miktarda bulunan
beta-sitosterol maddesi, kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon,
prostat, göğüs) gibi pek çok hastalığı önleme konusunda önemli bir rol
oynayabiliyor. Bu özellik, tümör büyümesini önleme ve apoptosis uyarımı
içinde geçerlidir.
Fındık ayrıca, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum başta olmak üzere iyi bir Mineral kaynağıdır.
Tansiyonu dengelemesinin yanı sıra Sodyum bakımından düşük; fakat Mineraller bakımından oldukça cömert olan fındığın, kemik gelişimi ve sağlığı açısından da önemi büyüktür. Zira bu Minerallerin sağlık açısından olumlu etkileri iyi biliniyor.
Tüm
gerekli amino asitleri ve en gerekli mineralleri de içeren fındık,
cystine ve methionine bakımından düşük olan baklagil kökenli gıdalar ile
birlikte Protein kaynağı olarak kullanılabiliyor.
Daha önce de belirtildiği üzere fındık, doğal antioksidanlar bakımından iyi bir kaynaktır.
Sonuç
olarak, fındık, günlük dengeli beslenmede hayati bir besin ve katkı
maddesi, kalp sağlığı bakımından da en yararlı naceutical madde.
Unutmayın; Günde bir avuç fındık yemek, sizi bir çok hastalıktan koruyabilir.
20 Eylül 2013 Cuma
FINDIK
Etiketler:
çerez,
diyabet,
E vitamini,
KANSER,
kuruyemiş,
mineral,
oleik asit,
yağ
MUŞMULA
Bitkisel Dermanların şifalı bitkileri arasında bugün muşmula yer alıyor. Gülgiller ailesinin bir ferdi ile birlikteyiz bugün. Muşmula diğer bir adı ile döngel. Muşmula meyvesi bodur tipli bir ağacın ürünüdür. Muşmula meyvesi ağaçtan toplanır ve bir süre yumuşaması için beklenir. Muşmula
meyvesinin yumuşamış hali yenilmesi için tercih edilen şeklidir.
Muşmula içeriğinde bol derece de B vitamini bulundurur. Bağırsak
problemi yaşayanlar için muşmula en çok önerilen meyveler arasında yer
alır. Muşmulanın içerisinde sert çekirdekler bulunmaktadır. Muşmula meyvesinin ehli olanları daha yumuşak, yabani olanları ise daha sert yapıdadır. Muşmula en çok Karadeniz ve Marmara bölgesinde yetişmektedir.
Muşmulanın Faydaları
• İnce bağırsakta meydana gelen iltihaplanmanın tedavisinde muşmula kullanılır.
• Muşmulanın faydaları arasında oldukça büyük sorunlar doğuran böbrekte kum ve taş sorununa son verme özelliği de yer almaktadır. Böbrekten kum ve taş düşürmek için muşmuladan faydalanılır.
• Hamilelik esnasında muşmula yenmesi düşük riskini azaltıcı etkiye sahiptir.
• Deride oluşan sarkmaların tedavisinde muşmuladan faydalanılır.
• Muşmulanın faydaları içinden bir diğeri sinir sistemine güçlendirici etki yapmasıdır. Sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkileri muşmulanın önemli faydalarından biridir.
• Muşmula kan dolaşımını düzenlemede de fazlası ile şifalı bir bitkidir.
Muşmula tüketirken nelere dikkat etmek gerekir?
Yüksek tansiyonu olanların muşmula tüketiminde dikkatli olmaları gerekmektedir. Mümkün oldukça az miktarda muşmula tüketmeleri gerekmektedir.
Muşmulanın Faydaları
• İnce bağırsakta meydana gelen iltihaplanmanın tedavisinde muşmula kullanılır.
• Muşmulanın faydaları arasında oldukça büyük sorunlar doğuran böbrekte kum ve taş sorununa son verme özelliği de yer almaktadır. Böbrekten kum ve taş düşürmek için muşmuladan faydalanılır.
• Hamilelik esnasında muşmula yenmesi düşük riskini azaltıcı etkiye sahiptir.
• Deride oluşan sarkmaların tedavisinde muşmuladan faydalanılır.
• Muşmulanın faydaları içinden bir diğeri sinir sistemine güçlendirici etki yapmasıdır. Sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkileri muşmulanın önemli faydalarından biridir.
• Muşmula kan dolaşımını düzenlemede de fazlası ile şifalı bir bitkidir.
Muşmula tüketirken nelere dikkat etmek gerekir?
Yüksek tansiyonu olanların muşmula tüketiminde dikkatli olmaları gerekmektedir. Mümkün oldukça az miktarda muşmula tüketmeleri gerekmektedir.
18 Eylül 2013 Çarşamba
Buğdayın faydaları
- İnsanlığın temel besin kaynağı olan buğday, evinize sadece beyaz ekmek
ve aşurelik tane olarak giriyorsa çok şey kaçırıyorsunuz demektir.
Çünkü buğday, ev ortamında çok basit yöntemlerle çimlendirilerek
tanesiyle veya uzayan çimlerinin tüketilmesiyle bağışıklık sistemini
güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor. Özellikle buğday çimi suyunun 'şifa
içeceği' olduğu belirtiliyor. Çimlenmiş buğdayın sağlığa etkilerini
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr.
Erkan Topuz'a sorduk. Kendisinin de evde buğday çimi üretip sofrasında
bulundurduğunu belirten Prof. Dr. Topuz, buğday çimi suyunun mikropları
öldürücü etkisiyle kanı temizlediğini belirtiyor. Bununla birlikte,
kardiyovasküler sistemde de damarların açılmasını sağlıyor.
Buğday
çiminin "Allah'ın verdiği çok büyük bir potansiyel" olduğunu ifade eden
Prof. Dr. Topuz'un aktardığı bilgilere göre, buğday çiminin gençlik
verici, imnün sistemi (bağışıklık) güçlendirici ve kansere karşı
koruyucu etkileri var. Aynı şekilde saç dökülmelerine faydalı olduğu
iddia ediliyor. Buğday çimi suyunun kimyasal bileşimi kana çok benziyor.
İçeriğinde antiseptik temizleme özelliği olan klorofil yüzde 70
oranında bulunuyor. Mükemmel bir protein kaynağı ve bol miktarda beta
karoten içeriyor. Yüksek oranda B1, B6, B12 vitaminleri, C, E, K
vitaminleri ihtiva ediyor. Ispanaktan daha çok demire sahip olduğu için
anemi (demir eksikliğine bağlı kansızlık) hastalarının kullanması
tavsiye ediliyor. Başta magnezyum olmak üzere çok çeşitli mineraller
içeriyor. Besin öğeleri vücudu besliyor ve gerçek bir denge sağlıyor.
Buğday
çimi suyunun faydalı olduğunu ilk keşfeden kişinin Boston'da
Hipokratlar sağlık kuruluşunun kurucusu Dr. Ann Wigmore olduğunu
belirten Prof. Topuz, Wigmore'un hikayesini şöyle anlattı: "Dr. Wigmore,
bacaklarındaki kangreni bununla tedavi etmiş. Doktorların bacaklarını
kesme kararı üzerine buğday çimi suyunu içmeye başlamış. Çimlerden
yaptığı lapayı da bacaklarına uygulamış. Bu şekilde tedavi olmakla
kalmamış, iyileştikten sonra Boston maratonuna katılmış. O zamandan
beri, tedavisi imkansız denilen hastalar buğday çimi suyu kullanıyor.
Bitkisel tedavileri devamlı yapmak gerekir. İmkanı olan, her gün iki
bardak içebilir. Bu suyu buğdaya karşı alerjisi olanlar da kullanabilir.
Buğdayın birkaç gün nemli ortamda bekletilip filizlendirilerek
tanesiyle tüketilmesi de çok faydalı. Böylece buğdayın hem çok faydalı
olan kabuğu, hem de rüşeym denilen besin değeri çok yüksek embriyo kısmı
alınmış olur. Bu filiz bebek gibi büyük bir güçle doğar. Bütün
filizlerde, ama özellikle buğdayda büyük potansiyel var. Vitamin,
mineral, antioksidan bakımından müthiş zengin. Çünkü çoğalıp yeni bir
bitki üretecek. Gençlik sırrıdır. Çimi çok üretebilirseniz suyunu için.
Azsa her gün koparıp salatanıza katın."
Buğday nasıl çimlendirilir?
Buğday
çimi üretimini Türkiye'de 25 sene önce ilk kez başlatan Kırkambar
Baharat'ın sahibi Bahri Kılıç'ın üretim önerileri şöyle: Öncelikle
doğal, ilaçlanmamış buğday alın. Zirai buğdaylar zararlılara karşı
ilaçlanmış olabileceği için dikkatli olun. Aşurelik buğday çimlenmez.
Bir avuç buğdayı oda sıcaklığındaki içme suyu ile ıslatıp bir gece
bekletin. Ertesi sabah şişen buğdayların suyunu süzüp genişçe bir
tepsiye üst üste gelmeyecek şekilde yayın. Üzerini nemli bir bezle örtüp
evin en sıcak ve karanlık yerine bırakın. Bez ve buğdaylar kurudukça
nemlendirin. Buğdaylar 3-4 gün sonra filizlenmeye başlar. Filizleri 2 cm
uzayınca dolaba alıp, her gün 1-2 kaşık salatalara katabilir, yoğurtla
veya zeytinyağı, limon, nar ekşisi gibi karışımlarla tüketebilirsiniz.
Çok dayanıklı olmadığı için azar azar çimlendirme yapılmalı.
Buğday
çimi üretmek için de, yine bir gece suda beklemiş buğday tanelerini
yayvan bir saksıya veya varsa bahçeye ekip üzerini toprakla örtün.
Çimler 10-15 cm uzayınca 1 cm yukarıdan makasla kesin. Kestikçe uzayan
çimlerden her gün salatanıza katın. Çok ektiyseniz mutfak robotundan
geçirip suyunu çıkararak kullanın. Marketlerde satılan hazır çimler,
büyümesini hızlandırmak için katkı maddesi katılabildiği için çok
güvenli olmayabilir.
Etiketler:
bağışıklık,
buğday,
buğday çimi,
çim,
vitamin
Mısırın Faydaları Nelerdir
Mısır hakkında sorularımıza cevap bulabilecegimiz bir konu genel olarak şu sorular sorulur "
Başta Mısırın kalorisi 100 g da nedir
• MISIRDA BULUNAN VİTAMİNLER nelerdir
• mısırın ekonomik değerleri nedir
• mısırın sağlığımıza yararları nedir
• patlatılmış mısırda şeker oranı ne kadardır?
• magnezyum ve alzheimer
• mısırın kalorisi ve mısırın kalorisi kaç
• misirda seker oranı nedir
Anavatanı Güney Amerika olan mısırı küçük büyük herkes çok severek tüketiriz. İster haşnmış olsun , ister közlenmiş, isterse patlatılmış. Bir şekilde hepimizin gördüğünde ağzını sulanadıran ve salatalar hatta pilavlarımıza kadar kullandığımız mısır sağlık açısından da oldukça yaralı ve sağlıklı bir besin.
izafet.Com - Mısırın Yararları ve Besin Değerleri
MISIRIN VÜCUDUMUZA FAYDALARI :
Mısır tam bir vitamin deposudur.B1 vitamini, patotonik asit B5 vitamini, folat, niasin B3 Vitamin ve C vitaminini de bol miktarda içermektedir. Mısır ayrıca diyetsel liflerin, fosfor ve magnezyum minerallerinin iyi bir kaynağıdır.
Mısır, Yüksek Lifli Bir Gıdadır. Bir bardak mısır günlük lif ihtiyacının yaklaşık %23’ ünü karşılayacak kapasitededir. Yapılan araştırmalar mısırın yüksek kolesterol seviyelerini düşürdüğü, kolon kanseri riskini azalttığı ve İrritabl bağırsak sendromunun bir kısım rahatasızlık verici semptomlarını hafiflettiği göstermiştir. Sindirim sistemi ve kalp üzerindeki etkilerine ek olarak, mısırda bulunan lif kan şekeri seviyelerini stabilize etmeye yardım edebilir. Eğer diabetiniz varsa, mısır size yavaş yanıcı dayanıklı bir enerji sağlarken kan şekerinizi dengeye getirme konusunda yardımcı olabilir. Düzenli mısır tüketimi hem kan şekeri ve insülinin düşürülmesi ve dengelenmesine yardımcı olur. Yüksek lifli grup ayrıca toplam kollesterolü yaklaşık %7 civarında geriletir, trigliserit seviyelerini %10,2 itibari ile ve VLDL seviyelerini (kollesterolün en tehlikeli formu) %12,5 itibar ile geriletir.
Kalp sağlığı İçin Mısır :Mısırın sağlığa katkısı sadece lifli olması boyutunda değildir. Belirgin miktarlarda ki folik asit ,niasin ve sağlamış olduğu magnezyum ile de son derece faydalı bir besindir. B vitamini olarak bilinien Folik asit doğumsal bozuklukları önlemede yardımcı olur. ayrıca homosistein seviyelerini düşürmeye yardım eder. Homosistein metilasyon siklüsü olarak adlandırılan önemli bir aminoasittir. Homosistein direkt olarak kan damarlarını tahrip edebilir, böylelikle bu tehlikeli molekülün yüksek kan seviyeleri, kalp krizi, felç yada periferal vasküler hastalıklar açısından oluşturduğu risktir. ve kalp hastalığı olan hastaların %20 ile %40’ı arasında mevcuttur. Şu hesaplanmıştır ki folatın günlük değerinin %100’ünün alınması halinde bu sadece kendi başına her yıl itibari ile muzdarip olunan kalp krizi sayısını %10 itibari ile geriletebilir.Folattan zengin diyetler ayrıca kolon kanserinin azalmış riski ile ilişkilidir.Bir kupa mısır folat için günlük değerin %19’unu sağlar iken yüksek kollesterol seviyelerini düşürmeye yardım etmek sureti ile kardiyovasküler hastalıkları azaltabilen bir başka B vitamini olan niasinin günlük değerininde %18,9’unu sağlar. Mısırda bol miktarda magnezyum bulunur.Magnezyum doğanın sahip olduğu kalsiyum kanal blokörüdür.Arter ve venlerin çevresinde yeterli magnezyum olduğu zaman derin nefes bir iç çekme ile gevşemeyi sağlar direnci azaltır kanın akışını iyileştirir, vücutta oksijen ve besinlerin dağılımını iyileştirir.Çalışmalar göstermiştir ki magnezyum eksikliği sadece kalp krizi ile ilişkili olmayıp fakat kalp krizinin hemen akabinde yeterli magnezyumun yoksunluğu kalbe serbest radikal hasarını kolaylaştırır.Bu itibarla kısmen gevşetici etkileri ile birlikte, mısırda bulunan magnezyumun. ayrıca astma ve migren gibi durumların ağırlığını azalttığı yüksek kan basıncını düşürdüğü ve arteroskeleroz ve diabetik kalp hastalığı riskini gerilettiği gösterilmiştir.Bir kupa mısır magnezyuma yönelik günlük değerin %16,4’ünü sağlar.
Akciğer kanseri gelişme riskinizi azaltınBeta-kriptozantinden zengin gıdaların tüketilmesi yüksek oranda mısırda balkabağında, kavun da, kırmızı dolma biberde,mandalinada, portakalda ve şeftalide yüksek oranda mevcut olan bir portakal rengi kırmızı karetoit ; akciğer kanseri gelişme riskini belirgin bir şekilde azaltabilir. “Kanser Epidemiyolojisi, Biomarkerleri ve Önlenmesi” dergisinin 2003 ekim sayısında yayınlanan bir çalışmada, Çin’de,Şangay’da 63257 yetişkinden diyet ve hayat stiline ilişkin veri toplanmış olup bunlar 8 yıl için takip edilmişler, bu zaman boyunca 482 akciğer kanseri vakası teşhis edilmiştir.Bunlarda çoğu kriptozantin zengin gıdalar içeren gıdaları yiyenler akciğer kanseri riskinde %27’lik bir gerileme göstermişlerdir.Mevcut sigara tiryakileri değerlendirildiğinde çok kriptozantinden zengin gıdalar tüketenler, daha az koruyucu gıda tüketen sigara içicilere kıyasla akciğer kanserinden %37,5 daha az düşük bir riske sahip olarak bulunmuşlardır.
Hafızanızı Vitamin B1 ile yenileyin Mısır tiaminin mükemmel bir kaynağı olup bir tek kupada bu besleyicinin günlük değerinin üçte biri (%32,7’si) sağlanmaktadır.Tiamin enerji üretimine merkez olan enzimatik reaksiyonlarda bir entegre katılımcıdır ve ayrıca beyin hücreleri/ bilişsel fonksiyonlar için kritiktir.Bunun sebebi tiaminin asetilkolinin sentezi için; ki hafıza için zorunlu bir nöro ileticidir, ve bunun yokluğunun zihinsel fonksiyondaki yaş ilişkili gerilemelere (yaşlılık) ve alzheimer hastalığına belirgin katkılaşan bir faktör olduğu bulunmuştur, ihtiyaç duyulur.Gerçekte alzheimer hastalığı, asetilkolin seviyelerindeki bir azalma ile karakterizedir. Sağlıklı diyetinize mısırı eklemiş olmayı unutmayın.
Stres altında bile enerji üretimi için destekTiaminine ek olarak şimdiye kadar bahsedilen niasin-vitamin B3’ olduğu kadar pantotonik asite yönelik olarakta iyi bir kaynaktır.Hem pantatotik asit hemde niasin karbonhidrat, protein ve lipit metabolizmaları için gereklidir.Pantatonik asit özellikle stres altında olduğunuz zaman değerli bir B vitaminidir ki bu adrenal bezlerin fonksiyonunu desteklemesi itibariyledir. Bir kupa mısır günlük pantatonik asit için gerekli değerin %28,8’ini ve niasin için ise günlük gerekli değerin %18,9’unu sağlamaktadır.
TIBBİ ÖZELLİKLERİ
1 - Bağırsak ve karaciğer fonksiyonlarını düzenler : Mısırın yüksek lifli içeriği bağırsak geçişini destekler, kollesterol seviyelerini geriletir ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir.
2 - Diüretiktir : Düzenli olarak yenilmesi eliminasyonu kolaylaştırması yoluyla sıvı birikimini elimine etmeye yardım eder. Ödem durumunda, bir tencere suda kaynatacağınız bir taze mısır koçanı bir saat süre ile kaynatılıp sıkılıp soğutulur.Ödem durumu iyileşinceye kadar günlük 2 ile 3 kupa arasında içilir; tedavinin sonlanmasında önce bir hafta önce bir kupaya indirilerek devam edilir.Bunun sonrasında dozu ihtiyaca göre 2 ile 3 gün için tekrar edebilirsiniz.Ayrıca sadece püsküllerini kullanmak sureti ile bir diüretik infüzyonu da yapmış olabilirsiniz.
3 - Kaşıntıyı azaltır: Hafif kaşıntıya böcek sokmasına bağlı hafif kaşıntıyı rahatlatmak üzere bir miktar suda çözünmüş az bir miktar mısır nişastasını direkt olarak birkaç dakika süre ile deriye uygulamak üzere lapa halinde uygulayın; suçiçeği gibi çocukluk hastalıklarının sebep olduğu kaşıntılar durumunda ılıklı su banyosuna bir tutam mısır nişastası ekleyin ; 15 dakika civarında bir banyo bu hastalıklar sebebi ile ortaya çıkan rahatsızlığı geçici olarak geriletecektir..
4 - İshali tedavi eder : Mısır bağırsak geçişini iyileştirirken diğer yandan ishali birkaç saat içerisinde durdurmanın etkili yoludur.Basit olarak öncesinde kaynatılmış olan bir bardak soğuk suya bir iki çay kaşığı mısır nişastası ekleyin ve bunu bu şekilde için.Meyve, su ve sebzelere ilişkin problemi olan ülkelere giderken küçük bir çanta mısır nişastasını yanınıza almanız kolaylık sağlayabilir.
5 - Böbrek fonksiyonlarını destekler : Böbrek fonksiyonu gerilediğinde yada azaldığında, bir kupa kaynamış suya bir küçük tutam mısır püskülü ekleyin ; 20 dakika boyunca karıştırın sıkın ve bir tatlı kaşığı ile sıcak olarak için.
Besin Değerleri- Servis Miktarı : 1 orta boy (90g) (Her bir servisteki miktar) Kalori 80 : Yağdan kalori değeri% Daily Value*Toplam yağ 1g : 2%Kolesterol 0mg : 0%Sodyum 0mg : 0%Toplam Karbonhidrat 18g : 6%Besin lifi : 3 g Şeker : 15g Protein : 3g Vitamin A 2% - Vitamin C 10%Kalsiyum 0% - Demir 2% *Günlük % değerleri 200 kalori diyet temelindedir. Günlük değerleriniz kalori ihtiyacınıza bağımlı olarak daha yüksek yada düşük olabilir
Başta Mısırın kalorisi 100 g da nedir
• MISIRDA BULUNAN VİTAMİNLER nelerdir
• mısırın ekonomik değerleri nedir
• mısırın sağlığımıza yararları nedir
• patlatılmış mısırda şeker oranı ne kadardır?
• magnezyum ve alzheimer
• mısırın kalorisi ve mısırın kalorisi kaç
• misirda seker oranı nedir
Anavatanı Güney Amerika olan mısırı küçük büyük herkes çok severek tüketiriz. İster haşnmış olsun , ister közlenmiş, isterse patlatılmış. Bir şekilde hepimizin gördüğünde ağzını sulanadıran ve salatalar hatta pilavlarımıza kadar kullandığımız mısır sağlık açısından da oldukça yaralı ve sağlıklı bir besin.
izafet.Com - Mısırın Yararları ve Besin Değerleri
MISIRIN VÜCUDUMUZA FAYDALARI :
Mısır tam bir vitamin deposudur.B1 vitamini, patotonik asit B5 vitamini, folat, niasin B3 Vitamin ve C vitaminini de bol miktarda içermektedir. Mısır ayrıca diyetsel liflerin, fosfor ve magnezyum minerallerinin iyi bir kaynağıdır.
Mısır, Yüksek Lifli Bir Gıdadır. Bir bardak mısır günlük lif ihtiyacının yaklaşık %23’ ünü karşılayacak kapasitededir. Yapılan araştırmalar mısırın yüksek kolesterol seviyelerini düşürdüğü, kolon kanseri riskini azalttığı ve İrritabl bağırsak sendromunun bir kısım rahatasızlık verici semptomlarını hafiflettiği göstermiştir. Sindirim sistemi ve kalp üzerindeki etkilerine ek olarak, mısırda bulunan lif kan şekeri seviyelerini stabilize etmeye yardım edebilir. Eğer diabetiniz varsa, mısır size yavaş yanıcı dayanıklı bir enerji sağlarken kan şekerinizi dengeye getirme konusunda yardımcı olabilir. Düzenli mısır tüketimi hem kan şekeri ve insülinin düşürülmesi ve dengelenmesine yardımcı olur. Yüksek lifli grup ayrıca toplam kollesterolü yaklaşık %7 civarında geriletir, trigliserit seviyelerini %10,2 itibari ile ve VLDL seviyelerini (kollesterolün en tehlikeli formu) %12,5 itibar ile geriletir.
Kalp sağlığı İçin Mısır :Mısırın sağlığa katkısı sadece lifli olması boyutunda değildir. Belirgin miktarlarda ki folik asit ,niasin ve sağlamış olduğu magnezyum ile de son derece faydalı bir besindir. B vitamini olarak bilinien Folik asit doğumsal bozuklukları önlemede yardımcı olur. ayrıca homosistein seviyelerini düşürmeye yardım eder. Homosistein metilasyon siklüsü olarak adlandırılan önemli bir aminoasittir. Homosistein direkt olarak kan damarlarını tahrip edebilir, böylelikle bu tehlikeli molekülün yüksek kan seviyeleri, kalp krizi, felç yada periferal vasküler hastalıklar açısından oluşturduğu risktir. ve kalp hastalığı olan hastaların %20 ile %40’ı arasında mevcuttur. Şu hesaplanmıştır ki folatın günlük değerinin %100’ünün alınması halinde bu sadece kendi başına her yıl itibari ile muzdarip olunan kalp krizi sayısını %10 itibari ile geriletebilir.Folattan zengin diyetler ayrıca kolon kanserinin azalmış riski ile ilişkilidir.Bir kupa mısır folat için günlük değerin %19’unu sağlar iken yüksek kollesterol seviyelerini düşürmeye yardım etmek sureti ile kardiyovasküler hastalıkları azaltabilen bir başka B vitamini olan niasinin günlük değerininde %18,9’unu sağlar. Mısırda bol miktarda magnezyum bulunur.Magnezyum doğanın sahip olduğu kalsiyum kanal blokörüdür.Arter ve venlerin çevresinde yeterli magnezyum olduğu zaman derin nefes bir iç çekme ile gevşemeyi sağlar direnci azaltır kanın akışını iyileştirir, vücutta oksijen ve besinlerin dağılımını iyileştirir.Çalışmalar göstermiştir ki magnezyum eksikliği sadece kalp krizi ile ilişkili olmayıp fakat kalp krizinin hemen akabinde yeterli magnezyumun yoksunluğu kalbe serbest radikal hasarını kolaylaştırır.Bu itibarla kısmen gevşetici etkileri ile birlikte, mısırda bulunan magnezyumun. ayrıca astma ve migren gibi durumların ağırlığını azalttığı yüksek kan basıncını düşürdüğü ve arteroskeleroz ve diabetik kalp hastalığı riskini gerilettiği gösterilmiştir.Bir kupa mısır magnezyuma yönelik günlük değerin %16,4’ünü sağlar.
Akciğer kanseri gelişme riskinizi azaltınBeta-kriptozantinden zengin gıdaların tüketilmesi yüksek oranda mısırda balkabağında, kavun da, kırmızı dolma biberde,mandalinada, portakalda ve şeftalide yüksek oranda mevcut olan bir portakal rengi kırmızı karetoit ; akciğer kanseri gelişme riskini belirgin bir şekilde azaltabilir. “Kanser Epidemiyolojisi, Biomarkerleri ve Önlenmesi” dergisinin 2003 ekim sayısında yayınlanan bir çalışmada, Çin’de,Şangay’da 63257 yetişkinden diyet ve hayat stiline ilişkin veri toplanmış olup bunlar 8 yıl için takip edilmişler, bu zaman boyunca 482 akciğer kanseri vakası teşhis edilmiştir.Bunlarda çoğu kriptozantin zengin gıdalar içeren gıdaları yiyenler akciğer kanseri riskinde %27’lik bir gerileme göstermişlerdir.Mevcut sigara tiryakileri değerlendirildiğinde çok kriptozantinden zengin gıdalar tüketenler, daha az koruyucu gıda tüketen sigara içicilere kıyasla akciğer kanserinden %37,5 daha az düşük bir riske sahip olarak bulunmuşlardır.
Hafızanızı Vitamin B1 ile yenileyin Mısır tiaminin mükemmel bir kaynağı olup bir tek kupada bu besleyicinin günlük değerinin üçte biri (%32,7’si) sağlanmaktadır.Tiamin enerji üretimine merkez olan enzimatik reaksiyonlarda bir entegre katılımcıdır ve ayrıca beyin hücreleri/ bilişsel fonksiyonlar için kritiktir.Bunun sebebi tiaminin asetilkolinin sentezi için; ki hafıza için zorunlu bir nöro ileticidir, ve bunun yokluğunun zihinsel fonksiyondaki yaş ilişkili gerilemelere (yaşlılık) ve alzheimer hastalığına belirgin katkılaşan bir faktör olduğu bulunmuştur, ihtiyaç duyulur.Gerçekte alzheimer hastalığı, asetilkolin seviyelerindeki bir azalma ile karakterizedir. Sağlıklı diyetinize mısırı eklemiş olmayı unutmayın.
Stres altında bile enerji üretimi için destekTiaminine ek olarak şimdiye kadar bahsedilen niasin-vitamin B3’ olduğu kadar pantotonik asite yönelik olarakta iyi bir kaynaktır.Hem pantatotik asit hemde niasin karbonhidrat, protein ve lipit metabolizmaları için gereklidir.Pantatonik asit özellikle stres altında olduğunuz zaman değerli bir B vitaminidir ki bu adrenal bezlerin fonksiyonunu desteklemesi itibariyledir. Bir kupa mısır günlük pantatonik asit için gerekli değerin %28,8’ini ve niasin için ise günlük gerekli değerin %18,9’unu sağlamaktadır.
TIBBİ ÖZELLİKLERİ
1 - Bağırsak ve karaciğer fonksiyonlarını düzenler : Mısırın yüksek lifli içeriği bağırsak geçişini destekler, kollesterol seviyelerini geriletir ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir.
2 - Diüretiktir : Düzenli olarak yenilmesi eliminasyonu kolaylaştırması yoluyla sıvı birikimini elimine etmeye yardım eder. Ödem durumunda, bir tencere suda kaynatacağınız bir taze mısır koçanı bir saat süre ile kaynatılıp sıkılıp soğutulur.Ödem durumu iyileşinceye kadar günlük 2 ile 3 kupa arasında içilir; tedavinin sonlanmasında önce bir hafta önce bir kupaya indirilerek devam edilir.Bunun sonrasında dozu ihtiyaca göre 2 ile 3 gün için tekrar edebilirsiniz.Ayrıca sadece püsküllerini kullanmak sureti ile bir diüretik infüzyonu da yapmış olabilirsiniz.
3 - Kaşıntıyı azaltır: Hafif kaşıntıya böcek sokmasına bağlı hafif kaşıntıyı rahatlatmak üzere bir miktar suda çözünmüş az bir miktar mısır nişastasını direkt olarak birkaç dakika süre ile deriye uygulamak üzere lapa halinde uygulayın; suçiçeği gibi çocukluk hastalıklarının sebep olduğu kaşıntılar durumunda ılıklı su banyosuna bir tutam mısır nişastası ekleyin ; 15 dakika civarında bir banyo bu hastalıklar sebebi ile ortaya çıkan rahatsızlığı geçici olarak geriletecektir..
4 - İshali tedavi eder : Mısır bağırsak geçişini iyileştirirken diğer yandan ishali birkaç saat içerisinde durdurmanın etkili yoludur.Basit olarak öncesinde kaynatılmış olan bir bardak soğuk suya bir iki çay kaşığı mısır nişastası ekleyin ve bunu bu şekilde için.Meyve, su ve sebzelere ilişkin problemi olan ülkelere giderken küçük bir çanta mısır nişastasını yanınıza almanız kolaylık sağlayabilir.
5 - Böbrek fonksiyonlarını destekler : Böbrek fonksiyonu gerilediğinde yada azaldığında, bir kupa kaynamış suya bir küçük tutam mısır püskülü ekleyin ; 20 dakika boyunca karıştırın sıkın ve bir tatlı kaşığı ile sıcak olarak için.
Besin Değerleri- Servis Miktarı : 1 orta boy (90g) (Her bir servisteki miktar) Kalori 80 : Yağdan kalori değeri% Daily Value*Toplam yağ 1g : 2%Kolesterol 0mg : 0%Sodyum 0mg : 0%Toplam Karbonhidrat 18g : 6%Besin lifi : 3 g Şeker : 15g Protein : 3g Vitamin A 2% - Vitamin C 10%Kalsiyum 0% - Demir 2% *Günlük % değerleri 200 kalori diyet temelindedir. Günlük değerleriniz kalori ihtiyacınıza bağımlı olarak daha yüksek yada düşük olabilir
Etiketler:
bağırsak,
BÖBREK,
güney amerika,
ishal,
kalp sağlığı,
karaciğer,
lifli gıda,
magnezyum,
mısır,
vitamin
Zencefil faydaları
Zencefil o kadar önemli bir bitki ki,
evinizden eksik etmemenizi tavsiye ediyoruz. Yazımızı okuyunca sizde
bize hak vereceksiniz!
Zencefilin;
iştah açıcı, antiseptik, midevi, gaz söktürücü, sindirimi düzenleyici,
solunum, toksin atıcı, yollarını açıcı etkileri bulunuyor. Zencefil kan damarlarını açar, terleme ve sıcaklık yapar, kalbi canlandırır.
Londra’da St. Bartholomew hastanesinde
yapılan bir klinik çalışmada, zencefilin hastaların anesteziden
uyanınca gösterdikleri bulantı ve kusma belirtilerini antiemetik
ilaçlardan daha çok önlediği ortaya çıktı.
Rahat uyumayı sağlıyor
Uykusuzluk, kas ağrısı, sabit kusma gibi
belirtilerle hasta olan bir kişi, zencefil ve baldan yapılmış çay
içerlerse terleme olur, ağrılar azalır, ateş düşer ve derin bir uyku
gelir.
Enfeksiyon sonucu oluşan ateşleri
düşürmede de ucuz, hazırlanması kolay, güvenli bir ilaç olan zencefil;
insanlığa tarihten gelen bir mirastır.
Günümüzde batı ve doğu ülkelerinde zencefil hakkında bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Japonya’da
Tukushime-Bunri Üniversitesine bağlı Eczacılık Fakültesi, zencefilin kalp kası kaslarını kuvvetlendirdiğini bildirdi.
Yine Kyoto Üniversitesi araştırıcıları zencefilin kalp kaslarını kuvvetlendirdiğini ve dolaşımı düzenlediğini bildirdi.
Hindistan’da Baroda Üniversitesi araştırmacıları, yaptıkları deneylerle zencefilin karaciğer ve kandaki kolesterolü azalttığı sonucuna vardılar.
Japon bilim adamları zencefilin bileşiminde bulunan shopal’ün pıhtılaşmayı önlediğini buldular.
Yine Kyoto Üniversitesi araştırıcıları zencefilin kalp kaslarını kuvvetlendirdiğini ve dolaşımı düzenlediğini bildirdi.
Hindistan’da Baroda Üniversitesi araştırmacıları, yaptıkları deneylerle zencefilin karaciğer ve kandaki kolesterolü azalttığı sonucuna vardılar.
Japon bilim adamları zencefilin bileşiminde bulunan shopal’ün pıhtılaşmayı önlediğini buldular.
Taşıt tutmalarına birebir
Zencefil, bulantı ve kusmaya karşı çok
etkili doğal bir ilaçtır. Uçak, vapur, otomobil gibi taşıtlarda
sallanmaktan ileri gelen bulantı ve kusmalara karşı zencefil rahatlatıcı
çözüm oluyor.
REÇETE : Yolculuğa
çıkmadan 30 dakika önce ağza alınan 1 gr. zencefil araç tutmasını
engeller. Taşıt tutmasında, ameliyat sonrası ayılmalarda 0,5gr. – 2gr.
arası zencefil+100 ml. sıcak su ile ile hazırlanan infüzyon faydalıdır.
Gebelikte bulantıya iyi geliyor
Zencefil ayrıca gebelikte sabah hastalığı
diye bilinen ve sabahları görülen bulantı ve kusma gibi
rahatsızlıklarda da kullanılır. 30 hamilede yapılan denemelerde
hastalara her gün 1 gr. toz zencefil verildiğinde, semptomların azaldığı
ve tamamen geçebildiği ortaya çıkmıştır.
Mide Bulantılarına REÇETE : 0,5gr. – 1gr. toz zencefil + 150 ml. kaynar su ile infüzyon hazırlanır, gerekli durumlarda günde 2 veya 3 kez tekrarlanır.
Mide Bulantılarına REÇETE : 0,5gr. – 1gr. toz zencefil + 150 ml. kaynar su ile infüzyon hazırlanır, gerekli durumlarda günde 2 veya 3 kez tekrarlanır.
Soğuk algınlığına karşı; limonlu veya karanfilli zencefil çayı etkili oluyor.
Zencefil nasıl alınır?
Zencefili alırken taze kurutulmuş olmasına dikkat edin. Bildiğiniz güvendiğiniz aktardan tane zencefil olarak almanızı tavsiye ediyoruz.
Evde pirinç veya bakır havanda çok kolay ezerek toz haline
getirebilirsiniz. Ayrıca marketlerde satılan taze zencefili de alıp,
onuda kullanabilirsiniz. Ancak kuru olanının kokusu ve etkisi daha
yoğun!
Zencefil mutfakta nelerde kullanılır?
Çorbalara, pilava, sütlü tatlılara, pasta ve keklere, beyaz peynire, vb. katılır.
Dikkat:Kan sulandırıcı ilaç alınıyorsa, ülser, safra taşı varsa kullanılmaz. 6 yaş altı çocuklarda kullanılmaz.
Kaynak: Zencefil Doğanın Harika İlacı/ Prof. Dr. Ayşegül D.ERDEMİR
Etiketler:
adele ağrısı,
antiseptik,
ateş,
bulantı,
damar,
fayda,
gebelik,
hamilelik,
zencefil
...Bademin Faydaları....
Tatlı badem tohumlarında az miktarda protein, demir ve kalsiyumla birlikte yüksek oranda yağ bulunur.
Acı badem ağız yoluyla alındığında göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici etkisi olmakla birlikte yüksek dozda alındığında zehirlenme etkisi yaratır.
Türkiye'de kabukları soyulup taze olarak ya da kavrularak yenilmesinin yanı sıra, pasta, şekerleme ve tatlılarda yaygın olarak kullanılır. Türkiye'de içi bademli nikâh şekerleri yaptırmak ve şık ambalajlar içerisinde davetlilere dağıtmak da, özellikle büyük kentlerde yaygın bir gelenektir.
* Sinirleri güçlendirir.
* Göğüs hastalıklarını,
* Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
* Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
* Böbrek, idrar yolları ve cinsel organlardaki iltihapları iyileştirir.
* Badem yağı ise hazımsızlığa iyi gelir.
* Yumuşatıcı, balgam söktürücü, sakinleştirici özellikleri olan badem de ev eczanemizin vazgeçilmezlerindendir
* Burun Kuruluğunun Tedavisinde Badem Yağı Çocuklarınız veya siz bu rahatsızlıktan kurtulmak için günde iki /üç kere bir/iki damla badem yağını burunlarınıza damlatarak bu problemden kurtulabilirsiniz.
* Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.
* Sık sık dudaklarının çatlamasından rahatsız olanlar da gün içinde bir iki damla badem yağı kullanmalıdırlar.
* %5 su, %9 protein, %54 yağ, %20 karbonhidrat ve %3 oranında külden oluşur. Ayrıca Ca, P, Fe, Na, K, Mg elementleri ve Thiamin, Ribofdavin, Niosin ve A vitamini bulunur. (Kaynak: Badem Yetiştiriciliği ve Sorunlar(Kaynak: Badem Yetiştiriciliği ve Sorunlar- Prof. Dr.M.Dokuzoğuz, Tübitak Yayınları)
* Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini %50 azaltır.(Kaynak:The Almond Board of California Araştırma kuruluşu çalışmaları.)
* Her gün 42 gr badem, fındık yediğimizde kalp hastalığı riski azalmaktadır."(Başbakan R.Tayyip Erdoğan 'ın Uluslararası Kabuklu Meyveler Konseyi Kongresi'nde yaptığı konuşmadan alınmıştır.)
* Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.(Kaynak:Nejat Ebcioğlu'nun Sağlığımız İçin Yararlı Bitkiler adlı kitabından.)
* Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir. .(Kaynak:Nejat Ebcioğlu'nun Sağlığımız İçin Yararlı Bitkiler adlı kitabından.)
* Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir. Böbrek, mesane ve üreme yollarındaki iltihapları yok eder. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. (Kaynak: ABD Gıda ve İlaç Dairesi.)
Acı badem ağız yoluyla alındığında göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici etkisi olmakla birlikte yüksek dozda alındığında zehirlenme etkisi yaratır.
Türkiye'de kabukları soyulup taze olarak ya da kavrularak yenilmesinin yanı sıra, pasta, şekerleme ve tatlılarda yaygın olarak kullanılır. Türkiye'de içi bademli nikâh şekerleri yaptırmak ve şık ambalajlar içerisinde davetlilere dağıtmak da, özellikle büyük kentlerde yaygın bir gelenektir.
* Sinirleri güçlendirir.
* Göğüs hastalıklarını,
* Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
* Hamilelerin sütünü artırır ve bebeklerin gelişimine yardımcı olur.
* Böbrek, idrar yolları ve cinsel organlardaki iltihapları iyileştirir.
* Badem yağı ise hazımsızlığa iyi gelir.
* Yumuşatıcı, balgam söktürücü, sakinleştirici özellikleri olan badem de ev eczanemizin vazgeçilmezlerindendir
* Burun Kuruluğunun Tedavisinde Badem Yağı Çocuklarınız veya siz bu rahatsızlıktan kurtulmak için günde iki /üç kere bir/iki damla badem yağını burunlarınıza damlatarak bu problemden kurtulabilirsiniz.
* Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.
* Sık sık dudaklarının çatlamasından rahatsız olanlar da gün içinde bir iki damla badem yağı kullanmalıdırlar.
* %5 su, %9 protein, %54 yağ, %20 karbonhidrat ve %3 oranında külden oluşur. Ayrıca Ca, P, Fe, Na, K, Mg elementleri ve Thiamin, Ribofdavin, Niosin ve A vitamini bulunur. (Kaynak: Badem Yetiştiriciliği ve Sorunlar(Kaynak: Badem Yetiştiriciliği ve Sorunlar- Prof. Dr.M.Dokuzoğuz, Tübitak Yayınları)
* Kolestrolü düşürür. Kalp krizi riskini %50 azaltır.(Kaynak:The Almond Board of California Araştırma kuruluşu çalışmaları.)
* Her gün 42 gr badem, fındık yediğimizde kalp hastalığı riski azalmaktadır."(Başbakan R.Tayyip Erdoğan 'ın Uluslararası Kabuklu Meyveler Konseyi Kongresi'nde yaptığı konuşmadan alınmıştır.)
* Kan şekeri düzeyini ayarlar; kansere yakalanma riskini azaltır.(Kaynak:Nejat Ebcioğlu'nun Sağlığımız İçin Yararlı Bitkiler adlı kitabından.)
* Cinsel güçsüzlüğe karşı etkilidir. .(Kaynak:Nejat Ebcioğlu'nun Sağlığımız İçin Yararlı Bitkiler adlı kitabından.)
* Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir. Böbrek, mesane ve üreme yollarındaki iltihapları yok eder. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. (Kaynak: ABD Gıda ve İlaç Dairesi.)
Etiketler:
BADEM,
badem yağı,
cinsel güç,
demir,
kalsiyum,
protein
Fındğın faydaları
Ülkemizde bolca yetiştirilen,
hatta ticari açıdan büyük önemi bulunan besin maddelerinden biridir
Fındık. Içerisinde Vücudumuz için gerekli olan bir çok önemli vitamini
barınmaktadır. Hatta reklamlarımızı safra süsleyen, bir ara herkesin
diline dolanan, fındığı betimlemek için kullanılan kelimesi bile vardır.
Bu kadar faydası bulunan fındığı günlük olarak belli ölçülerde
tüketmemiz sağlığımız açısından oldukça faydalıdır.
Latincesi:Haselnuss, Corylus avellana
Familyası: Huşgiller familyasındandır.
Botanik Bilgi: Fındık, kışın yapraklarını döken, çalı, ağaççık ve bazen ağaç şeklinde görülen bir bitkidir. Basit, yuvarlak yaprakların kenarları çift dişli, ucu sivridir. Çiçekler yapraklardan hemen önce İlkbaharda açar. Meyvesi, 1-2-3 cm uzunluğunda 1-2 cm çapındadır, kabuğun etrafını tamamen veya kısmen kuşatan bir kadehcik bulunur. Kadehciğin şekil ve yapısı fındık türlerinin teşhisinde önemlidir.
Yetiştirildiği Yerler: Ticari açıdan Ülkemiz için büyük değeri bulunan fındık, yurdumuzun daha çok Doğu Karadeniz bölümünde yetiştirilmektedir.
Hangi vitaminler bulunur? :
Fındığın besin değeri: (100 gr)

Fındığın içinde bulunan vitaminler:
Faydaları:
Vücudunuzun ihtiyacı olan proteini rahatlıkla fındıktan karşılayabilirsiniz. Fındık vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
Gelişme çağındaki çocuklara da hem enerji verip hem de besleyici olmasından dolayı gelişmelerini daha iyi sağlamak için önemli bir besin kaynağıdır.
Enerji vericidir. Bu yüzden besleyici özelliğinin yanında cinsel gücü artırıcı etkisi de vardır.
Böbrekteki kum ve taşları döker.
Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır. Çünkü, vücuda kuvvet vererek beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
Hastal ardından Nekahet Dönemleri için ve ayrıca bütün gün bedeni ve zihni yıpranmalarla Karşı Karşıya olanlar için fındık gerekli bir besin kaynağıdır.
Fındık, kolesterolü düşürür ve kalp krizi riskini azaltır.
Içerdiği yüksek kalsiyumdan ötürü kemikleri ve dişleri güçlendirir.
Fındıkta diyet lifi% 1-3 oranında bulunur, barsakta kimyasal bileşiklerin Toksik etkilerini, kalın barsak hastalıklarını, Kabızlığı ve kalp rahatsızlıklarını önler, serum lipit düzeyi ve kan şekerini düşürür.
Sodyum düşük, magnezyum ve potasyum yüksek olduðundan vücutta kan basıncını Düzenlemede önemli rol oynar.
Kansızlık, sindirim ve Dolaşım sistemi bozukluklarını önlemede gerekli olan demiri içerir.
Bilinmesi gerekenler:
Süt ve süt ürünleri demir yönünden yetersiz olduðundan dolayý Fındık bunlarla birlikte tüketilirse, Açığı kapatır.
Yüksek tansiyonu olanlar daha dikkatli tüketmelidirler.
Latincesi:Haselnuss, Corylus avellana
Familyası: Huşgiller familyasındandır.
Botanik Bilgi: Fındık, kışın yapraklarını döken, çalı, ağaççık ve bazen ağaç şeklinde görülen bir bitkidir. Basit, yuvarlak yaprakların kenarları çift dişli, ucu sivridir. Çiçekler yapraklardan hemen önce İlkbaharda açar. Meyvesi, 1-2-3 cm uzunluğunda 1-2 cm çapındadır, kabuğun etrafını tamamen veya kısmen kuşatan bir kadehcik bulunur. Kadehciğin şekil ve yapısı fındık türlerinin teşhisinde önemlidir.
Yetiştirildiği Yerler: Ticari açıdan Ülkemiz için büyük değeri bulunan fındık, yurdumuzun daha çok Doğu Karadeniz bölümünde yetiştirilmektedir.
Hangi vitaminler bulunur? :
Fındığın besin değeri: (100 gr)
| Protein | 15,98 |
| Yağ | 60,51 |
| Doymuş | 4,76 |
| Tekli doymamış | 50,32 |
| Çoklu doymamış | 5,43 |
| Su | 4,45 |
| Kül | 2,23 |
| Karbonhidrat | 16,83 |
| Şeker | 3,58 |
| Enerji () kcal | 672 |
Fındığın içinde bulunan vitaminler:
| Vitaminler | () Mg/100g |
| E vitamini | 33,9 |
| Tiamin (B1) | 0,3 |
| Riboflavin (B2) | 0,1 |
| Piridoksin (B6) | 0,3 |
| Niasin | 1,8 |
Faydaları:
Vücudunuzun ihtiyacı olan proteini rahatlıkla fındıktan karşılayabilirsiniz. Fındık vücutta artık madde bırakmadan protein verir ve vücudun normal çalışmasına, zayıf düşmemesine yardımcı olur.
Gelişme çağındaki çocuklara da hem enerji verip hem de besleyici olmasından dolayı gelişmelerini daha iyi sağlamak için önemli bir besin kaynağıdır.
Enerji vericidir. Bu yüzden besleyici özelliğinin yanında cinsel gücü artırıcı etkisi de vardır.
Böbrekteki kum ve taşları döker.
Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır. Çünkü, vücuda kuvvet vererek beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
Hastal ardından Nekahet Dönemleri için ve ayrıca bütün gün bedeni ve zihni yıpranmalarla Karşı Karşıya olanlar için fındık gerekli bir besin kaynağıdır.
Fındık, kolesterolü düşürür ve kalp krizi riskini azaltır.
Içerdiği yüksek kalsiyumdan ötürü kemikleri ve dişleri güçlendirir.
Fındıkta diyet lifi% 1-3 oranında bulunur, barsakta kimyasal bileşiklerin Toksik etkilerini, kalın barsak hastalıklarını, Kabızlığı ve kalp rahatsızlıklarını önler, serum lipit düzeyi ve kan şekerini düşürür.
Sodyum düşük, magnezyum ve potasyum yüksek olduðundan vücutta kan basıncını Düzenlemede önemli rol oynar.
Kansızlık, sindirim ve Dolaşım sistemi bozukluklarını önlemede gerekli olan demiri içerir.
Bilinmesi gerekenler:
Süt ve süt ürünleri demir yönünden yetersiz olduðundan dolayý Fındık bunlarla birlikte tüketilirse, Açığı kapatır.
Yüksek tansiyonu olanlar daha dikkatli tüketmelidirler.
Ay çekirdeği yemenin faydaları
* Ay çekirdeği lezzetli bir çerez olmasının yanı sıra,
sağlıklı da bir besin. Bedeninizin işlevlerini optimal bir şekilde
sürdürmesine yardımcı olan çok sayıda vitamin ve mineral içeriyor.
* Ay çekirdeği iyi bir E vitamini kaynağı. “National Sunflower Association”a göre, yirmi sekiz gram ay çekirdeği E vitamini için önerilen günlük besin alım miktarının yüzde 76’sını sağlıyor. Bu vitamin, hücreleri serbest radikallerin zararlarına karşı korumaya yardımcı olan bir antioksidan. “Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi”ne (UMMC) göre ise daha çok E vitamini alan kişilerde kalp hastalığı riski almayanlara göre daha düşük. Bu vitamin, diğer vitaminlerle birlikte, göz sağlığını koruyarak görme kaybına yol açan maküler dejenerasyona karşı korunma sağlama işlevi de sağlayabiliyor.
* Selenyum, hücreleri korumaya yardımcı olan bir antioksidan olan E vitamini ile birlikte işlev gören bir mineral. “National Sunflower Association” yirmi sekiz gram ay çekirdeğinin erkekler için önerilen günlük selenyum alım miktarının yüzde 24’ünü, kadınlar için önerileninse yüzde 31’ini sağladığını belirtiyor.
* Ay çekirdeği, HDL’nin yani iyi tür kolesterolün yükselmesine yardımcı olurken, sağlıksız kolesterol olan LDL’yi düşürdükleri için “iyi yağlar” olarak adlandırılan tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar içeriyor. Ay çekirdeğindeki yağın yaklaşık yüzde 90’ı doymamış ya da sağlıklı yağlardan oluşuyor. Ay çekirdeği aynı zamanda, bedende kas ve doku gelişimine ve korunmasına yardımcı olan protein de içeriyor. Yirmi sekiz gram ay çekirdeği, günlük protein değerinin yüzde 12’sini karşılıyor.
* Folat gıdalarda doğal olarak bulunan bir B vitaminidir. “Office of Dietary Supplements” (Gıda Takviyeleri Ofisi), bu vitaminin sentetik formunun folik asit olarak adlandırıldığını; yeni hücre, DNA ve RNA oluşumuna yardımcı olduğunu ve DNA’daki kansere neden olan değişimleri önlemede de rol oynayabileceğini belirtiyor. Folat bedenin yeni kırmızı kan hücreleri yapması ve metabolizma ile bir amino asit olan homosisteinin normal düzeylerini korumak için de gerekiyor.
* Ay çekirdeği önemli miktarda bakır, çinko, demir ve lif de içeriyor. Bu mineraller kırmızı kan hücrelerine ve tüm bedene oksijen taşınmasına, enerji üretilmesine, bağışıklık sisteminin korunmasına, kan şekerinin ve kan kolesterolünün dengede tutulmasına ve kabızlığın önlenmesine yardım ediyor.
* Ay çekirdeği iyi bir E vitamini kaynağı. “National Sunflower Association”a göre, yirmi sekiz gram ay çekirdeği E vitamini için önerilen günlük besin alım miktarının yüzde 76’sını sağlıyor. Bu vitamin, hücreleri serbest radikallerin zararlarına karşı korumaya yardımcı olan bir antioksidan. “Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi”ne (UMMC) göre ise daha çok E vitamini alan kişilerde kalp hastalığı riski almayanlara göre daha düşük. Bu vitamin, diğer vitaminlerle birlikte, göz sağlığını koruyarak görme kaybına yol açan maküler dejenerasyona karşı korunma sağlama işlevi de sağlayabiliyor.
* Selenyum, hücreleri korumaya yardımcı olan bir antioksidan olan E vitamini ile birlikte işlev gören bir mineral. “National Sunflower Association” yirmi sekiz gram ay çekirdeğinin erkekler için önerilen günlük selenyum alım miktarının yüzde 24’ünü, kadınlar için önerileninse yüzde 31’ini sağladığını belirtiyor.
* Ay çekirdeği, HDL’nin yani iyi tür kolesterolün yükselmesine yardımcı olurken, sağlıksız kolesterol olan LDL’yi düşürdükleri için “iyi yağlar” olarak adlandırılan tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar içeriyor. Ay çekirdeğindeki yağın yaklaşık yüzde 90’ı doymamış ya da sağlıklı yağlardan oluşuyor. Ay çekirdeği aynı zamanda, bedende kas ve doku gelişimine ve korunmasına yardımcı olan protein de içeriyor. Yirmi sekiz gram ay çekirdeği, günlük protein değerinin yüzde 12’sini karşılıyor.
* Folat gıdalarda doğal olarak bulunan bir B vitaminidir. “Office of Dietary Supplements” (Gıda Takviyeleri Ofisi), bu vitaminin sentetik formunun folik asit olarak adlandırıldığını; yeni hücre, DNA ve RNA oluşumuna yardımcı olduğunu ve DNA’daki kansere neden olan değişimleri önlemede de rol oynayabileceğini belirtiyor. Folat bedenin yeni kırmızı kan hücreleri yapması ve metabolizma ile bir amino asit olan homosisteinin normal düzeylerini korumak için de gerekiyor.
* Ay çekirdeği önemli miktarda bakır, çinko, demir ve lif de içeriyor. Bu mineraller kırmızı kan hücrelerine ve tüm bedene oksijen taşınmasına, enerji üretilmesine, bağışıklık sisteminin korunmasına, kan şekerinin ve kan kolesterolünün dengede tutulmasına ve kabızlığın önlenmesine yardım ediyor.
KABAK ÇEKİRDEĞİNİN FAYDALARI
Kabak çekirdeği kelimenin tam anlamıyla çebinizdeki doktor
- Lifi bol bir sebze olan kabak, bağırsakları tembel olanlar için tercih edilmesi gereken sebzelerdendir. Kabak sebzesi potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementler içerir. Kabak bedeni temizler, sinirleri yatıştırır. Besin değerinin kaybolmaması için kabağın buğuda pişirilmesi önerilir.Kavrulan çekirdekler, diğer çekirdekler arasında en fazla besleyici ve lezzetli olanıdır.. Sarı-beyaz renkte bir kabuk içinde bulunan kabak çekirdekleri kabuksuz olarak da üretilir.
- Lifi bol bir sebze olan kabak, bağırsakları tembel olanlar için tercih edilmesi gereken sebzelerdendir. Kabak sebzesi potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementler içerir. Kabak bedeni temizler, sinirleri yatıştırır. Besin değerinin kaybolmaması için kabağın buğuda pişirilmesi önerilir.Kavrulan çekirdekler, diğer çekirdekler arasında en fazla besleyici ve lezzetli olanıdır.. Sarı-beyaz renkte bir kabuk içinde bulunan kabak çekirdekleri kabuksuz olarak da üretilir.
Kabak çeçirdeğinin faydaları
*Mineraller, esansiyel yağlar ve protein bakımından zengindir.
*Solucan düşürme özellikleri vardır. Şerit solucanları ve diğer solucanları iyi bir defedicidir.
*Çinko içeriği, kabak çekirdeğini genellikle erkek ve kadın verimliliği için özellikle önemli yapar.
*İyi huylu prostatı büyümüş erkeklerin prostatının büyümesini durdurmak için kullanılır.
*Mesane iltihabı veya idrar tutulması gibi ikinci derecede böbrek rahatsızlıklarında da kullanılır.
*Kabak
çekirdeği, büyümüş prostat veya prostat kanserinin mesaneden idrar
çıkışını engellediği zaman gelişebilecek idrar yolları zorluklarından
kurtarır.
*Eskiden beri ev ilaçları olarak mide bulantılarında ve deniz tutmalarında da kullanılmıştır
Kabak çekirdeğinin hangi zenginlikleri var?
*Kabak çekirdeği, minerallerin mükemmel bir kaynağıdır.
*Bir
bardağın ¼ ünü dolduracak kabak çekirdeği çinkonun tavsiye edilen
günlük alımının %20 sini, magnezyum ve manganezin ise %50 sini
sağlamaktadır.
*
Bazı B vitaminlerini içerdiği gibi kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması
için ihtiyaç olan K vitaminini önemli bir miktarda da içermektedir.
*
Yağ içeriğine gelince, kabak çekirdeği, hormon dengesi, beyin
fonksiyonu ve cilt sağlığı için ihtiyaç olan omega 3 ve omega 6
esansiyel yağlarını birlikte almak için iyi bir kaynaktır.
Özellikle kimler yemelidir?
• Prostatı büyümüş kimseler
• Kısırlık veya hormonal dengesizliği olan kimseler
• Solucan ve tenya bulunan kimseler
• İdrar tutukluğu olan kimseler
• Mesane iltihabı olan kimseler
•
Kemik erimesi olan kimseler Önerilen kullanma şartları ve miktarlar
Kabak çekirdeği, çerez olarak yenebildiği gibi, musliye, salatalara veya
fındık çekirdek kavurmalarına ilave edilerek te yenebilir. Günlük doz
iki tatlı kaşığı veya 20-30 gr kadar olması uygundur. Sabah akşam devam
edilir.
-
Kabak Çekirdeği Erkeklerin Kemikleri için Koruyucudur Daha yaşlı
erkekler için kemik erimesi (osteoporotik) büyük önem taşımaktadır. 50
yaşın üzerinde 8 erkekten birinde kemik erimesine rastlanmaktadır. 45-92
yaş arasına değişen yaşlarda 400 erkek üzerinde yapılan bir(American
Journal of Clinical Nutrition) çalışmada düşük çinkolu diyetle, düşük
kan seviyesi ile osteoporoz arasında bir korelasyon olduğu tespit
edilmiştir. Kabak çekirdeği gibi çinko bakımından zengin bir diyetin
prostat sağlığına yaptığı katkıya ek olarak kemik yoğunluğunun
iyileştirilmesine de katkı sağlar Kabak Çekirdeğinin Mafsal
İltihaplarında(artrit) Anti-enflamatuar Yararları Var Prof Dr.Ahmet
Aydın
Kaynak:netten alıntı
Kivinin faydaları saymakla bitmiyor
Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin, kivinin ana vatanın Güney Çin olduğunu anımsatarak, meyvenin tropikal olmadığını daha çok Çin'de ve Hindistan'da bol miktarda üretildiğini söyledi.
Kivinin Türkiye'ye 1988 yılından sonra girdiğini ifade eden Gülçin, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkezi Araştırma Enstitüsü tarafından adaptasyon çalışmalarının yapıldığını ve bu çalışmalar sonucunda kivinin Türkiye'de Marmara, Ege ve Karadeniz bölgesinde çok rahat adaptasyon sağladığını ifade etti.
Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, kivinin ilk üretiminin yapıldığı dönemlerde astronomik fiyatlarda satıldığını ancak günümüzde normal meyvelerin fiyatına indiğini vurguladı. Fiyatların düşmesinin tüketimi hızlandırmak için oldukça önemli olduğunun altını çizen Gülçin, ''Kivi Türkiye'de farklı sanayilerde de kullanılmaya başlandı. Özellikle meyve sularında, kozmetikte, sabun ve şampuan üretiminde de kullanılmakta. Bunların yanı sıra ticari değeri gittikçe artmakta, tüketiciler kivinin önemini yavaş yavaş kavramakta'' diye konuştu.
Kivi Türkiye'de yaygın üretim alanına sahip olduğu için kimyasal özellikleri, gıda değeri ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi için bilimsel bir çalışma yaptıklarını anlatan Gülçin, şunları kaydetti:
''Çalışmamız çok ses getirdi. Food Research İnternational dergisinde yayımlandı ve çok atıf aldı. Bu çalışmada elde ettiğimiz bulgulara bakınca, kivinin özellikle C vitamini açısından çok zengin olduğu gözlendi. Aslında meyvelerde ekşimsi tat veren tek madde C vitamini değil, sitrik asit gibi farklı bileşenlerde ekşimsi tadı veriyor. Kivideki ekşilik tadı daha çok C vitamininden kaynaklanmakta. C vitamini kivide çok ciddi değerlerde olduğunu saptadık. Bunun yanında antioksidan, radikal giderme, indirgeme kapasitesi gibi çok önemli özelliklerin de kivide olduğunu gözlemledik.''
KİVİ CİLDİ DE BESLİYOR
Kivinin içeriğini aydınlatmaya yönelik Marmara Araştırma Merkezi ile
paralel çalışma yaptıklarını anlatan Gülçin, fenolik ve flavonoid
özelliklerinin zengin olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.Kivinin Orta Asya ülkelerinde özellikle Çin'de yerel tıpta sıklıkla kullanıldığını hatırlatan Gülçin, kivinin daha çok kanser hastalarına yönelik kullanıldığını vurgulayarak, birçok kanser çeşidinin tedavisinde önemli yere sahip olduğunu belirtti. Prof. Dr. Gülçin, şöyle devam etti:
''Kivide lif oranı yüksek. Lif oranı yüksek olunca su tutma kapasitesi de yüksek oluyor. Buna bağlı olarak bağırsakları çalıştırması ve kabızlığı önlemesi ayrıca önemli bir özelliği. Kivinin tansiyon düşürücü ve kolesterol düşürücü etkileri olduğunu gözlemledik. Bayanlar dilimlenmiş kivileri cilde koydukları zaman cildi çok rahatlık beslediğini gözlemledik. Bunun yanı sıra sağlık açısından önemli yere sahip olan bazı minerallerin kivide bol miktarda olduğunu tespit ettik. Sodyum ve magnezyum başta olmak üzere kalsiyum, demir gibi birçok minerali de normal meyve standartlarından daha yüksek oranda olduğunu saptadık. C, E ve A vitamini bol miktarda bulunuyor.''
''ÇOCUKLARA, KİVİNİN FAYDALARI AŞILANMALI''
C vitamini bakımından zengin olan kivinin özellikle grip, nezle ve
soğuk algınlığında sık kullanılmasını öneren Gülçin, kivinin herhangi
bir yan etkisinin olmadığına dikkati çekerek, meyvenin faydalarını şöyle
sıraladı:''Kivinin çok fazla faydası var. Ama en bariz faydaları kivi kanser türlerinin geciktirilmesi ve yakalanma riskinin azaltılması açısından oldukça faydalı bir meyve. Antioksidan özelliğiyle kansere karşı koruyucu etkisi var. Kivinin yapısında bulunan lif oranı kabızlığı önlüyor. Tansiyon ve kolesterol düşürücü etkileri olduğu mevcut. Grip, nezle, hatta astım hastalığına faydalı. Özellik gribal enfeksiyonların sık görüldüğü günümüzde bol miktarda kullanılabilir.''
Prof. Dr. Gülçin, Türkiye'de ailelerin ve eğitim kurumundaki insanların, özellikle öğrenci ve çocuklara kivi tüketiminin sağlık açısından faydalarını aşılaması gerektiğini kaydetti.
Cevizin Yararları
Kan dolaşımını düzeltiyor
"Ceviz ağaçlarının evlere çok yakın dikilmemesi ve etrafı kapalı ceviz bahçelerinde saatlerce şekerleme yapmanın sakıncalı olduğuna dikkat çekilse de, kökü, yaprakları, kabuğu ve meyveleriyle tam bir şifa kaynağı olduğu artık herkes tarafından bilinir.
Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik ve tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kan dolaşımını düzenler, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, serum kolesterolünün azalmasını sağlar ve Anormal Antikor oluşumunu engeller."
Cevizin bir kalp dostu da olduğunu anlatan Özdemir, sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının bilimsel çalışmalarla kanıtlandığını söyledi.
Omega 3 ve 6'nın Mucuzeleri
Cevizi diğer sert kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliğin ise; Omega 3 ve Omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içinde barındırması olduğunu belirten Mehmet Özdemir, şunları söyledi:
"Damar dostu antioksidan ve yaşlılık engelleyici cevizin içerdiği E vitamini şeker hastalığının gelişimini engeller. Kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarını düzenler, yaraların iyileşmesine faydalı olur, Prostat Kanserinden korur. Yapılan çalışmalarda, haftada toplam 2-3 avuç ceviz yiyenlerin kalp krizi geçirme riskinin yemeyenlere göre yüzde 50 daha az olduğu görüldü.
Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağlar kalbi korur. Yaprağı haşlanıp, Suyu ile saçlar yıkanırsa kepeklenmeyi önler. Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde de erkeklerde cinsel gücü artırmaktadır."
"Ceviz ağaçlarının evlere çok yakın dikilmemesi ve etrafı kapalı ceviz bahçelerinde saatlerce şekerleme yapmanın sakıncalı olduğuna dikkat çekilse de, kökü, yaprakları, kabuğu ve meyveleriyle tam bir şifa kaynağı olduğu artık herkes tarafından bilinir.
Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin damar koruyucu, ishal kesici, cildi temizleyici, siğil giderici, hipoglisemik ve tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Ceviz kan dolaşımını düzenler, karaciğer fonksiyonlarını düzenler, serum kolesterolünün azalmasını sağlar ve Anormal Antikor oluşumunu engeller."
Cevizin bir kalp dostu da olduğunu anlatan Özdemir, sert kabuklu meyvelerde yer alan çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp-damar hastalıklarında önleyici rol oynadığının bilimsel çalışmalarla kanıtlandığını söyledi.
Omega 3 ve 6'nın Mucuzeleri
Cevizi diğer sert kabuklu meyveler arasından öne çıkaran özelliğin ise; Omega 3 ve Omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içinde barındırması olduğunu belirten Mehmet Özdemir, şunları söyledi:
"Damar dostu antioksidan ve yaşlılık engelleyici cevizin içerdiği E vitamini şeker hastalığının gelişimini engeller. Kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarını düzenler, yaraların iyileşmesine faydalı olur, Prostat Kanserinden korur. Yapılan çalışmalarda, haftada toplam 2-3 avuç ceviz yiyenlerin kalp krizi geçirme riskinin yemeyenlere göre yüzde 50 daha az olduğu görüldü.
Cevizde bulunan E vitamini, lif ve doymamış yağlar kalbi korur. Yaprağı haşlanıp, Suyu ile saçlar yıkanırsa kepeklenmeyi önler. Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde de erkeklerde cinsel gücü artırmaktadır."
Etiketler:
ceviz,
damar dostu,
doymamış yağ,
kan dolaşımı
13 Eylül 2013 Cuma
Daha fazla su içmeyi kolaylaştıracak öneriler
Bol su içmenin sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlardan biri olduğunu
artık hepimiz biliyoruz. Ama bazılarımız için bol su içmek pek öyle
kolay değil. Siz de bu ‘su içemeyenler’ grubuna dahil misiniz yoksa? Bu
işi nasıl kolaylaştırabiliriz diyorsanız,
Yanında 7/24 şişesiyle dolaşanları görürsünüz. Siz neden onlardan biri olmayasınız? Sevdiğiniz, hoş bir şişe alın kendinize. Dışarı çıktığınızda mutlaka çantanızda bulundurun onu. Böylece dışarıdayken su bulamadığınız, satın almak için bir yerden bir yere gitmeye üşendiğiniz bahanelerini bırakmak zorunda olursunuz.
Şişede ya da sürahide bulunan buzlu suyunuzun içine yarım limon sıkmaya ne dersiniz? Böylelikle suyunuza hem tat hem de C vitamini katmış ve içeceğinizi alkalize etmiş olursunuz. Alkali beslenme, hem cildiniz hem de genel vücut sağlığınız için önemli.
Küçük bir hatırlatma: Suda limonun tadını sevmiyorsanız sürahinin içine salatalık ya da taze nane yaprakları da ekleyebilirsiniz.
Su içmeyi kendiniz için bir oyuna ve eğlenceye çevirmeye ne dersiniz? Paketler halinde renkli pipetler satılıyor. Onlardan alıp su içerken bardağınıza pipet koyabilirsiniz.
Sabah kalktığınızda çay ya da kahveden önce su içmeyi alışkanlık haline getirin. Akşam yatarken başucunuza bir büyük bardak dolusu su koymak işinizi kolaylaştırabilir. Böylece gözünüzü açar açmaz ilk işiniz yanı başınızdaki suyu içmek olur.
Telefonunuz size su içmeniz gerektiğini hatırlatsın. Gün içinde birkaç kez çalması için alarmınızı kurun, her alarm çaldığında suya sarılın.
Su şişenizle arkadaş olun
Yanında 7/24 şişesiyle dolaşanları görürsünüz. Siz neden onlardan biri olmayasınız? Sevdiğiniz, hoş bir şişe alın kendinize. Dışarı çıktığınızda mutlaka çantanızda bulundurun onu. Böylece dışarıdayken su bulamadığınız, satın almak için bir yerden bir yere gitmeye üşendiğiniz bahanelerini bırakmak zorunda olursunuz.
Limonla tatlandırın
Şişede ya da sürahide bulunan buzlu suyunuzun içine yarım limon sıkmaya ne dersiniz? Böylelikle suyunuza hem tat hem de C vitamini katmış ve içeceğinizi alkalize etmiş olursunuz. Alkali beslenme, hem cildiniz hem de genel vücut sağlığınız için önemli.
Küçük bir hatırlatma: Suda limonun tadını sevmiyorsanız sürahinin içine salatalık ya da taze nane yaprakları da ekleyebilirsiniz.
Pipetle için
Su içmeyi kendiniz için bir oyuna ve eğlenceye çevirmeye ne dersiniz? Paketler halinde renkli pipetler satılıyor. Onlardan alıp su içerken bardağınıza pipet koyabilirsiniz.
Su içmeyi sabah ilk işiniz haline getirin
Sabah kalktığınızda çay ya da kahveden önce su içmeyi alışkanlık haline getirin. Akşam yatarken başucunuza bir büyük bardak dolusu su koymak işinizi kolaylaştırabilir. Böylece gözünüzü açar açmaz ilk işiniz yanı başınızdaki suyu içmek olur.
Alarm kurun
Telefonunuz size su içmeniz gerektiğini hatırlatsın. Gün içinde birkaç kez çalması için alarmınızı kurun, her alarm çaldığında suya sarılın.
Sabahları daha zayıf uyanmanın sırları
Sabah kalktığınızda bir önceki günden zayıf olduğunuz fikri kulağınıza
hoş geliyor, değil mi? Bunun imkansız olduğunu mu düşünüyorsunuz? Gelin,
imkansızı gerçeğe dönüştürelim. Küçük sırlarımızı paylaşalım.
Sindirim sorununu önlemek ve şişkinliği engellemek için bol miktarda lifli gıda tüketmeniz gerekiyor. Günlük lif ihtiyacınızı meyve, sebze ve tam tahıllı gıdalarla giderebilirsiniz. Bol lif tüketmek, sabahları daha zayıf kalkmanın en başta gelen yollarından biri.
Günde 8-10 bardak su içmek, vücudunuzun hidrasyonunu sağlamak için önemli. Su içmek, vücudun şişkinliğini de elimine etmeyi sağlar. Vücudunuz susuz kaldığında, uyanınca susuzluğu giderme amacıyla çok fazla su içersiniz; bu da şiş hissetmenize yol açar. Gün boyu su içmeyi ihmal etmeyin.
Dans etmek, egzersiz yapıyormuş gibi hissetmeden kalori yakmanın en güzel yolu. Sevdiğiniz, sizi motive eden şarkıları açıp gecede birkaç saat dans ederek sabah daha ince kalkabilirsiniz. Üstelik bu dans seanslarına çocuklarınızı da dahil ederek, bunu büyük bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz.
Beslenmenizde bol miktarda tu olduğu için kendinizi şiş hissediyor olabilir misiniz? Büyük ihtimalle, evet! Fazla tuz, vücudun su toplamasına ve sonuç olarak bedenin şişmesine yol açar. Sofrada tuz kullanımını kısıtlayarak ve satın aldığınız hazır gıdaların etiketlerindeki sodyum miktarına dikkat ederek incelebilirsiniz. Günde 1500 mg ve altında sodyum tüketmeniz gerekir. Bu rakamın altına inerseniz, sabahları daha ince bir bedenle uyandığınızı hissedeceksiniz.
Gece geç saatte, tam da film izlerken atıştırmadan oturmak size çok zor gelebilir, çünkü gece genelde en çok yemeye meyilli olduğumuz saatlerdir. Ama akşam yemeğinde protein ve bir parça meyve şeklinde hafif bir atıştırmalıkla karbonhidratı dengeli tüketirseniz, gece saatlerinde çılgınca atıştırma ihtiyacından kurtulursunuz. Genelde gece atıştırma işini can sıkıntısından yaparız. Vakitlice yatıp kendinizi gereksiz atıştırmalardan uzak tutarak sabahları daha incelmiş hissiyle uyanabilirsiniz.
Olumlu bir düşünce yapısı içine girerseniz, çikolata yerine atıştırmalık olarak havucu tercih etmekten çekinmez, egzersizinizi aksatmaz, hak ettiğini düşünerek bedeninizi sağlıklı yollarla ödüllendirirsiniz. Pozitif insanlar amaca ulaşma konusunda daha başarılıdırlar. Kötü yönlerinizi düşünmeyi bırakın ve olduğunuz kişiden mutluluk duymaya bakın. Bu, sabahları daha zayıf, daha mutlu ve daha enerjik uyanmanın en önemli yolu.
Günlük lif ihtiyacınızı karşılayın
Sindirim sorununu önlemek ve şişkinliği engellemek için bol miktarda lifli gıda tüketmeniz gerekiyor. Günlük lif ihtiyacınızı meyve, sebze ve tam tahıllı gıdalarla giderebilirsiniz. Bol lif tüketmek, sabahları daha zayıf kalkmanın en başta gelen yollarından biri.
Bol su için
Günde 8-10 bardak su içmek, vücudunuzun hidrasyonunu sağlamak için önemli. Su içmek, vücudun şişkinliğini de elimine etmeyi sağlar. Vücudunuz susuz kaldığında, uyanınca susuzluğu giderme amacıyla çok fazla su içersiniz; bu da şiş hissetmenize yol açar. Gün boyu su içmeyi ihmal etmeyin.
Dans edin
Dans etmek, egzersiz yapıyormuş gibi hissetmeden kalori yakmanın en güzel yolu. Sevdiğiniz, sizi motive eden şarkıları açıp gecede birkaç saat dans ederek sabah daha ince kalkabilirsiniz. Üstelik bu dans seanslarına çocuklarınızı da dahil ederek, bunu büyük bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz.
Sodyum tüketim miktarını düşürün
Beslenmenizde bol miktarda tu olduğu için kendinizi şiş hissediyor olabilir misiniz? Büyük ihtimalle, evet! Fazla tuz, vücudun su toplamasına ve sonuç olarak bedenin şişmesine yol açar. Sofrada tuz kullanımını kısıtlayarak ve satın aldığınız hazır gıdaların etiketlerindeki sodyum miktarına dikkat ederek incelebilirsiniz. Günde 1500 mg ve altında sodyum tüketmeniz gerekir. Bu rakamın altına inerseniz, sabahları daha ince bir bedenle uyandığınızı hissedeceksiniz.
Gece atıştırmalarını bitirin
Gece geç saatte, tam da film izlerken atıştırmadan oturmak size çok zor gelebilir, çünkü gece genelde en çok yemeye meyilli olduğumuz saatlerdir. Ama akşam yemeğinde protein ve bir parça meyve şeklinde hafif bir atıştırmalıkla karbonhidratı dengeli tüketirseniz, gece saatlerinde çılgınca atıştırma ihtiyacından kurtulursunuz. Genelde gece atıştırma işini can sıkıntısından yaparız. Vakitlice yatıp kendinizi gereksiz atıştırmalardan uzak tutarak sabahları daha incelmiş hissiyle uyanabilirsiniz.
Olumlu düşünün
Olumlu bir düşünce yapısı içine girerseniz, çikolata yerine atıştırmalık olarak havucu tercih etmekten çekinmez, egzersizinizi aksatmaz, hak ettiğini düşünerek bedeninizi sağlıklı yollarla ödüllendirirsiniz. Pozitif insanlar amaca ulaşma konusunda daha başarılıdırlar. Kötü yönlerinizi düşünmeyi bırakın ve olduğunuz kişiden mutluluk duymaya bakın. Bu, sabahları daha zayıf, daha mutlu ve daha enerjik uyanmanın en önemli yolu.
12 Eylül 2013 Perşembe
Dişleri beyazlatan 9 yiyecek
Dişlerin beyazlığını kaybetmemesi için kırmızı şarap, kahve, çay gibi
içecekleri aşırı tüketmemek gerektiği hep söylenir ama hangi gıdaların
dişleri beyazlatma etkisi olabileceğinden pek söz edilmez.
Malik asit içeren bu yaz meyvesi, damarları büzen, kanamayı durduran doğal ilaç işlevi görüp diş yüzeyindeki rengi alıyor. Taze ya da suyu sıkılmış çileği herhangi bir öğünde, salatada, tatlı olarak ya da kahvaltı gevreği ile birlikte tüketmek yararınıza.
Çiğnemesi biraz zorlayıcı olan bu yiyecekler plaklara sürtünüyor ve diş yüzeyindeki lekeleri çıkarıyor. Bir miktar bademi öğleden sonra atıştırması olarak ağzınıza atmayı deneyin. Bu protein deposu ve sağlıklı yağ içeren yiyecek, dişlerinizin beyaz kalmasına da katkıda bulunacak.
Elma, diş etlerini güçlendiriyor ve su içeriği fazla olduğundan tükürük üretimini artırarak dişlerin beyazlamasına katkıda bulunuyor. Ayrıca kötü nefes kokusunu ve plaklara yol açan bakterileri etkisiz hale getiriyor.
Aynı seviyede su içeriğine sahip olan bu sebzeler, bel ölçüsü ve sağlık için yararlı olmasının yanı sıra tükürük yapımını artırarak dişlerin beyazlamasına da yardım ediyor. Ayrıca dişlerdeki yiyecek kalıntılarını ortadan kaldırıp diş etlerini güçlendiriyor.
Pancar ve yaban mersininin aksine bu kıtır sebze, dişlere saplanmıyor, dolayısıyla diş yüzeyinde kötü görünümlü lekelere yol açmıyor. Uzmanlar, öğünlerinizde zaman zaman çiğ brokoli bulundurmanızı öneriyor. Diş yüzeyinde ovma etkisi bırakan bu sebze, özellikle dişinizi fırçalama fırsatı olmayan zamanlarda doğal bir diş fırçası işlevi görebiliyor.
Portakalın içinde yer alan, meyvenin fazla tüketilmesi halinde diş minesini aşındırabilen asit, dişi beyazlatma etkisine de sahip. Parlak bir gülüş için portakalı dilim olarak yemek yerine, suyunu içmek daha etkili. Ayrıca sağlığa C vitamini içeriği ile katkısı da cabası.
Bol su içmek, ağzın hidrasyon seviyesini sabit tutuyor, gülüşünüzü parlatıyor. Şarap yudumlarken; koyu, renkli yiyecekler tüketirken bir taraftan da su yudumlamak iyi olur. Su, ağız içindeki asidi azaltıp diş minelerinin zarar görmesini engellemeye yardım ediyor. Ancak diş minelerine ve dişlere zarar verme potansiyeli taşıyan maden suyunu fazla tüketmek önerilmiyor.
Armut çiğnemek, ağız kokusunu etkisiz hale getirerek dişlerde lekelere yol açan bakterileri önlüyor. Tükürük salgısını artırarak dişlerin beyazlaşmasına yardımcı olmanın yanı sıra armut, dişlerdeki yemek kalıntılarını da uzaklaştırarak dişlerin temizlenmesini sağlıyor.
Süt ve süt ürünleri, dişler için harika besinler. Yüksek kalsiyum değerleri ile dişleri güçlendirirken, diş minelerini daha sağlıklı ve beyaz hale getiriyor. Tabii tüm kalsiyumdan zengin gıdaların dişleri beyazlattığı söylenemez. Mesela ıspanak da kalsiyum deposu ama dişlerde renklenmeye yol açabiliyor.
Çilek
Malik asit içeren bu yaz meyvesi, damarları büzen, kanamayı durduran doğal ilaç işlevi görüp diş yüzeyindeki rengi alıyor. Taze ya da suyu sıkılmış çileği herhangi bir öğünde, salatada, tatlı olarak ya da kahvaltı gevreği ile birlikte tüketmek yararınıza.
Badem ve ceviz
Çiğnemesi biraz zorlayıcı olan bu yiyecekler plaklara sürtünüyor ve diş yüzeyindeki lekeleri çıkarıyor. Bir miktar bademi öğleden sonra atıştırması olarak ağzınıza atmayı deneyin. Bu protein deposu ve sağlıklı yağ içeren yiyecek, dişlerinizin beyaz kalmasına da katkıda bulunacak.
Elma
Elma, diş etlerini güçlendiriyor ve su içeriği fazla olduğundan tükürük üretimini artırarak dişlerin beyazlamasına katkıda bulunuyor. Ayrıca kötü nefes kokusunu ve plaklara yol açan bakterileri etkisiz hale getiriyor.
Kereviz ve havuç
Aynı seviyede su içeriğine sahip olan bu sebzeler, bel ölçüsü ve sağlık için yararlı olmasının yanı sıra tükürük yapımını artırarak dişlerin beyazlamasına da yardım ediyor. Ayrıca dişlerdeki yiyecek kalıntılarını ortadan kaldırıp diş etlerini güçlendiriyor.
Brokoli
Pancar ve yaban mersininin aksine bu kıtır sebze, dişlere saplanmıyor, dolayısıyla diş yüzeyinde kötü görünümlü lekelere yol açmıyor. Uzmanlar, öğünlerinizde zaman zaman çiğ brokoli bulundurmanızı öneriyor. Diş yüzeyinde ovma etkisi bırakan bu sebze, özellikle dişinizi fırçalama fırsatı olmayan zamanlarda doğal bir diş fırçası işlevi görebiliyor.
Portakal
Portakalın içinde yer alan, meyvenin fazla tüketilmesi halinde diş minesini aşındırabilen asit, dişi beyazlatma etkisine de sahip. Parlak bir gülüş için portakalı dilim olarak yemek yerine, suyunu içmek daha etkili. Ayrıca sağlığa C vitamini içeriği ile katkısı da cabası.
Su
Bol su içmek, ağzın hidrasyon seviyesini sabit tutuyor, gülüşünüzü parlatıyor. Şarap yudumlarken; koyu, renkli yiyecekler tüketirken bir taraftan da su yudumlamak iyi olur. Su, ağız içindeki asidi azaltıp diş minelerinin zarar görmesini engellemeye yardım ediyor. Ancak diş minelerine ve dişlere zarar verme potansiyeli taşıyan maden suyunu fazla tüketmek önerilmiyor.
Armut
Armut çiğnemek, ağız kokusunu etkisiz hale getirerek dişlerde lekelere yol açan bakterileri önlüyor. Tükürük salgısını artırarak dişlerin beyazlaşmasına yardımcı olmanın yanı sıra armut, dişlerdeki yemek kalıntılarını da uzaklaştırarak dişlerin temizlenmesini sağlıyor.
Süt ve yoğurt
Süt ve süt ürünleri, dişler için harika besinler. Yüksek kalsiyum değerleri ile dişleri güçlendirirken, diş minelerini daha sağlıklı ve beyaz hale getiriyor. Tabii tüm kalsiyumdan zengin gıdaların dişleri beyazlattığı söylenemez. Mesela ıspanak da kalsiyum deposu ama dişlerde renklenmeye yol açabiliyor.
10 dakikada 100 kalori yakmanın yolları
Spor yapmak insanı hem dinç kılar hem de doğal olarak formda kalmayı
sağlar. “Bir taşla iki kuş vurmak oldukça güzel olurdu ama spor yapacak
vaktim yok” diyenlerden misiniz? Yanıtınız “evet” ise size ne kadar
yanlış düşündüğünüzü kanıtlayacak bir haberimiz var: 10 dakikada 100
kalori yakabilirsiniz!
Eğer sadece 10 dakikanız bile varsa işte size iyi bir egzersiz fırsatı! Zaten çok vaktiniz olsa bile aynı tempoda spor yapamayacağınız için, kısa zamanda oldukça etkili bir yol önereceğiz. İhtiyacınız olan ise sadece merdiven. Olabildiğince hızlı bir şekilde merdivenleri çıkın ve arkasından beş defa burpee hareketi yapın. Ardından merdivenleri inin ve vaktinizin- hatta gücünüzün- yettiği kadar tekrarlayın.
Burpee hareketinin nasıl yapıldığını öğrenmek için linke tıklayın.
Tatilde olduğunuzda tertemiz doğa içerisinde de yapabileceğiniz bu aktiviteyi yapay tırmanma duvarlarında da yapabilirsiniz. Hareketi yaparken kendinizi yukarı doğru iteceğiniz için sıkı kalçalara, seksi ve sütun gibi bacaklara sahip olacaksınız. 10 dakikada yaklaşık 118 kalori yakmanın mümkün olduğunu da hatırlatmak isteriz.
İster dışarıda süreceğiniz bisikletle gerçek bir tura ister spor salonundaki veya evinizdeki bisikletle kısa da olsa hayali bir tura çıkın. Hızlı temposu olan üç şarkıyı peş peşe çalacak şekilde ayarlayın ve haydi başlayın pedalları çevirmeye! Hızlı bir şekilde pedal çevirerek 10 dakikada yaklaşık 100 kalori yakabileceksiniz. Hatta oturmadan ayakta yaptığınız takdirde bu, 140 kaloriye kadar çıkabilir.
Sadece erkekler futbol oynamaz elbette. Siz de futbolu bir egzersiz biçimi olarak görebilirsiniz. Rekabet kokan bir oyunda top sürer, şut çeker ve savunma yaparsanız bakın nasıl kalori yakacaksınız. Üstüne bir de gol attınız mı oh, ne güzel olur, değil mi? Sürekli koşmanızın yanında aynı zamanda yan, arka ve ön tarafınızdaki tüm kasları çalıştıran bir aktivite olduğu için futbol, oldukça etkili bir spor olarak listede yerini alıyor. Öyleyse karışın erkek arkadaşlarınızın halı saha maçına ya da piknikteki fırsatları değerlendirin, çocuklarla birlikte oynayın. 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakacaksınız, unutmayın!
Taşıyabileceğiniz kadar ağırlığı alın ve kollarınızı öne doğru kırarak dambılları omuzlarınıza dayayın. Dizlerinizi omuz genişliğinde açarak çömelin, kalkın ve ağırlıkları yukarı doğru kaldırın. Squat presses denilen bu hareketi öğrenmek için videoyu izleyebilirsiniz. Bu hareketi yedi kere yaptıktan sonra biraz dinlenin ve şınav çeker gibi pozisyon alın. Bu şekilde dururken bacaklarınızı yana doğru açın ve kapayın. Bu da plank jacks hareketi. Bu hareketi öğrenmek için videoyu izleyebilirsiniz. Yedi tekrardan sonra bu hareketi de bitirin. Ama aralarda dinlenerek elinizden geldiği kadar tekrar yapabilirsiniz.
Çocukluğumuzda en çok oynadığımız oyunlardan biri olan ip atlamak, büyüsek de favorilerimiz arasında kalmaya devam ediyor. Çünkü çok hızlı bir tempoda atlamadan bile 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakılabiliyor ip atlayarak. Daha tempolu atlamayı deneyerek daha çok kalori yakmanız da mümkün.
Bir zamanların favori egzersizi olan step’in etkisinden hala yararlanmanız mümkün. Gidebiliyorsanız bir spor salonunda, yaklaşık 25 cm’lik step tahtasını kullanarak 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakabilirsiniz. Eğer bir spor salonuna gidemiyorsanız, sağlam ve yüksek herhangi bir merdiven ya da sebze-meyve kasası da kullanarak aynı sonuca ulaşabilirsiniz.
Kick boks yaparak 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakmanın mümkün olduğunu daha önce hiç düşünmüş müydünüz? Boks ile birlikte kardiyo çalışmaları da yapabilirseniz daha iyi sonuçlar almanız mümkün.
Dümdüz ve upuzun bir yolda koşu yapmak size sıkıcı geliyorsa koşu yaptığınız yolun biraz daha eğimli olmasına dikkat edin. Böylece daha kısa zamanda daha fazla kalori yakabilirsiniz. Eğimli bir arazide 15 saniye kadar tırmanış yapın. Daha sonra 45 saniye dinlenin. Bu hareketi 10 kez tekrarlayın. Bu hareketi spor salonunda kullandığınız bisikletle ya da parkta sürdüğünüz bisikletle de yapabilirsiniz.
Tabata egzersizi olarak bilinen spor türü de 20 saniye tırmanış ve 10 saniye dinlenmeyi içeriyor. Sekiz tekrar sonucunda hareket sadece dört dakika sürüyor. Bu hareket sayesinde dakikada 13,5 kalori yakabilirsiniz.
Merdiven çıkın ve burpee hareketi yapın
Eğer sadece 10 dakikanız bile varsa işte size iyi bir egzersiz fırsatı! Zaten çok vaktiniz olsa bile aynı tempoda spor yapamayacağınız için, kısa zamanda oldukça etkili bir yol önereceğiz. İhtiyacınız olan ise sadece merdiven. Olabildiğince hızlı bir şekilde merdivenleri çıkın ve arkasından beş defa burpee hareketi yapın. Ardından merdivenleri inin ve vaktinizin- hatta gücünüzün- yettiği kadar tekrarlayın.
Burpee hareketinin nasıl yapıldığını öğrenmek için linke tıklayın.
Kayalara tırmanın
Tatilde olduğunuzda tertemiz doğa içerisinde de yapabileceğiniz bu aktiviteyi yapay tırmanma duvarlarında da yapabilirsiniz. Hareketi yaparken kendinizi yukarı doğru iteceğiniz için sıkı kalçalara, seksi ve sütun gibi bacaklara sahip olacaksınız. 10 dakikada yaklaşık 118 kalori yakmanın mümkün olduğunu da hatırlatmak isteriz.
Bir tur atın
İster dışarıda süreceğiniz bisikletle gerçek bir tura ister spor salonundaki veya evinizdeki bisikletle kısa da olsa hayali bir tura çıkın. Hızlı temposu olan üç şarkıyı peş peşe çalacak şekilde ayarlayın ve haydi başlayın pedalları çevirmeye! Hızlı bir şekilde pedal çevirerek 10 dakikada yaklaşık 100 kalori yakabileceksiniz. Hatta oturmadan ayakta yaptığınız takdirde bu, 140 kaloriye kadar çıkabilir.
Futbol oynayın
Sadece erkekler futbol oynamaz elbette. Siz de futbolu bir egzersiz biçimi olarak görebilirsiniz. Rekabet kokan bir oyunda top sürer, şut çeker ve savunma yaparsanız bakın nasıl kalori yakacaksınız. Üstüne bir de gol attınız mı oh, ne güzel olur, değil mi? Sürekli koşmanızın yanında aynı zamanda yan, arka ve ön tarafınızdaki tüm kasları çalıştıran bir aktivite olduğu için futbol, oldukça etkili bir spor olarak listede yerini alıyor. Öyleyse karışın erkek arkadaşlarınızın halı saha maçına ya da piknikteki fırsatları değerlendirin, çocuklarla birlikte oynayın. 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakacaksınız, unutmayın!
Ağırlıkla çalışın
Taşıyabileceğiniz kadar ağırlığı alın ve kollarınızı öne doğru kırarak dambılları omuzlarınıza dayayın. Dizlerinizi omuz genişliğinde açarak çömelin, kalkın ve ağırlıkları yukarı doğru kaldırın. Squat presses denilen bu hareketi öğrenmek için videoyu izleyebilirsiniz. Bu hareketi yedi kere yaptıktan sonra biraz dinlenin ve şınav çeker gibi pozisyon alın. Bu şekilde dururken bacaklarınızı yana doğru açın ve kapayın. Bu da plank jacks hareketi. Bu hareketi öğrenmek için videoyu izleyebilirsiniz. Yedi tekrardan sonra bu hareketi de bitirin. Ama aralarda dinlenerek elinizden geldiği kadar tekrar yapabilirsiniz.
İp atlayın
Çocukluğumuzda en çok oynadığımız oyunlardan biri olan ip atlamak, büyüsek de favorilerimiz arasında kalmaya devam ediyor. Çünkü çok hızlı bir tempoda atlamadan bile 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakılabiliyor ip atlayarak. Daha tempolu atlamayı deneyerek daha çok kalori yakmanız da mümkün.
Step yapın
Bir zamanların favori egzersizi olan step’in etkisinden hala yararlanmanız mümkün. Gidebiliyorsanız bir spor salonunda, yaklaşık 25 cm’lik step tahtasını kullanarak 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakabilirsiniz. Eğer bir spor salonuna gidemiyorsanız, sağlam ve yüksek herhangi bir merdiven ya da sebze-meyve kasası da kullanarak aynı sonuca ulaşabilirsiniz.
Yumruk atın
Kick boks yaparak 10 dakikada yaklaşık 107 kalori yakmanın mümkün olduğunu daha önce hiç düşünmüş müydünüz? Boks ile birlikte kardiyo çalışmaları da yapabilirseniz daha iyi sonuçlar almanız mümkün.
Kardiyo hareketini eğimli arazide yapın
Dümdüz ve upuzun bir yolda koşu yapmak size sıkıcı geliyorsa koşu yaptığınız yolun biraz daha eğimli olmasına dikkat edin. Böylece daha kısa zamanda daha fazla kalori yakabilirsiniz. Eğimli bir arazide 15 saniye kadar tırmanış yapın. Daha sonra 45 saniye dinlenin. Bu hareketi 10 kez tekrarlayın. Bu hareketi spor salonunda kullandığınız bisikletle ya da parkta sürdüğünüz bisikletle de yapabilirsiniz.
Tabata egzersizi olarak bilinen spor türü de 20 saniye tırmanış ve 10 saniye dinlenmeyi içeriyor. Sekiz tekrar sonucunda hareket sadece dört dakika sürüyor. Bu hareket sayesinde dakikada 13,5 kalori yakabilirsiniz.
6 Eylül 2013 Cuma
İTÜZÜMÜ
İtüzümü (Köpeküzümü/Yandıran/Solanum nigrum/Black nightshade/Morelle noire)
Patlıcangillerden, ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak beyazdır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Tıbbi tedavide sik kullanılan ve fazla alındığı zaman öldürücü bir zehir olan atropin maddesi içerir.
Kullanıldığı yerler:
Romatizmal ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir.
Patlıcangillerden, ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak beyazdır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Tıbbi tedavide sik kullanılan ve fazla alındığı zaman öldürücü bir zehir olan atropin maddesi içerir.
Kullanıldığı yerler:
Romatizmal ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir.
İNCİR
İncir (Feigenbaum/Figuier/Fig tree/Yemiş/Ficus caria/Figue)
Mart-nisan aylarında çiçek açan, 1,5-6 m yüksekliğinde, süt taşıyan iki evcikli bir ağaçtır. Yabanî olarak bulunursa da, daha çok yetiştirilir. Yemiş olarak da bilinir. Erkek bitkiler Ficus carica varyete caprificus (baba incir), dişi bitkiler Ficus carica varyete domestica (yenen incir) ismini alırlar. Çiçekler, çukurlaşarak armut biçimini almış ve etlenmiş olan çiçek tablasının iç çeperinde toplu bir hâlde çiçek durumlarını teşkil ederler. Baba incirin çiçek durumunda çiçek tablasının ağıza yakın kısımda erkek çiçekler, daha aşağı kısımlarında ise mazi çiçeği denilen verimsiz dişi çiçekler bulunmaktadır. Yenilmekte olan incirin tozlaşması mazi böcekleri (Blastophaga grossorum) tarafından yapılmaktadır. Böcekler yumurtalarını mazi çiçeklerinin yumurtalıklarına bırakırlar. Genç böcekler çiçek tablasını terk ederken, çiçek tablasının ağız kısmına yakın bulunan olgun erkek organ basçıklarına süründüklerinden, üzerlerindeki çiçek tozları ile gitmiş oldukları dişi bir bitkinin dişi çiçeğini dölleyebilirler. Olgunlaşma esnâsında çiçek tablasının çeperiyle, çiçeğin taç yaprakları etlenip tatlılaşarak incir denen yalancı meyve hâsıl ederler. Asil meyveler esmer renkli olan sert çekirdeğimsi kısımlardır. Yurdumuzda incir en çok İzmir-Aydın yöresinde yetiştirilmektedir. En meşhur ve en lezzetli incir de İzmir inciridir. İzmir incirinin dışında seker inciri, mor incir, Sultan Selim inciri, yediveren inciri, kavak inciri ve patlıcan inciri gibi çeşitleri de vardır. Sultan Selim ve kavak inciri İstanbul ve çevresinde yetiştirilen mor renkli ve tatlı bir incirdir. İncirin kurutulmuşu da çok değerli olup, iyi bir besin kaynağıdır. Kuru incirlerin de ince kabuklu ve çok tatlı olan “sarı lop” ve kalın kabuklu hafif yeşilimsi “gök lop” gibi çeşitleri vardır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Ege ve Akdeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler:
İncir meyvelerinde seker, organik asitler, sâbit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yas olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır. Halk arasında sütle kaynatılan incir ses kısıklığına karşı kullanılır. İncir, kalbe ferahlık verir. Kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Ayrıca, yas dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı, nasır ve siğillere sürülürse tedavi eder.
Mart-nisan aylarında çiçek açan, 1,5-6 m yüksekliğinde, süt taşıyan iki evcikli bir ağaçtır. Yabanî olarak bulunursa da, daha çok yetiştirilir. Yemiş olarak da bilinir. Erkek bitkiler Ficus carica varyete caprificus (baba incir), dişi bitkiler Ficus carica varyete domestica (yenen incir) ismini alırlar. Çiçekler, çukurlaşarak armut biçimini almış ve etlenmiş olan çiçek tablasının iç çeperinde toplu bir hâlde çiçek durumlarını teşkil ederler. Baba incirin çiçek durumunda çiçek tablasının ağıza yakın kısımda erkek çiçekler, daha aşağı kısımlarında ise mazi çiçeği denilen verimsiz dişi çiçekler bulunmaktadır. Yenilmekte olan incirin tozlaşması mazi böcekleri (Blastophaga grossorum) tarafından yapılmaktadır. Böcekler yumurtalarını mazi çiçeklerinin yumurtalıklarına bırakırlar. Genç böcekler çiçek tablasını terk ederken, çiçek tablasının ağız kısmına yakın bulunan olgun erkek organ basçıklarına süründüklerinden, üzerlerindeki çiçek tozları ile gitmiş oldukları dişi bir bitkinin dişi çiçeğini dölleyebilirler. Olgunlaşma esnâsında çiçek tablasının çeperiyle, çiçeğin taç yaprakları etlenip tatlılaşarak incir denen yalancı meyve hâsıl ederler. Asil meyveler esmer renkli olan sert çekirdeğimsi kısımlardır. Yurdumuzda incir en çok İzmir-Aydın yöresinde yetiştirilmektedir. En meşhur ve en lezzetli incir de İzmir inciridir. İzmir incirinin dışında seker inciri, mor incir, Sultan Selim inciri, yediveren inciri, kavak inciri ve patlıcan inciri gibi çeşitleri de vardır. Sultan Selim ve kavak inciri İstanbul ve çevresinde yetiştirilen mor renkli ve tatlı bir incirdir. İncirin kurutulmuşu da çok değerli olup, iyi bir besin kaynağıdır. Kuru incirlerin de ince kabuklu ve çok tatlı olan “sarı lop” ve kalın kabuklu hafif yeşilimsi “gök lop” gibi çeşitleri vardır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Ege ve Akdeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler:
İncir meyvelerinde seker, organik asitler, sâbit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yas olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır. Halk arasında sütle kaynatılan incir ses kısıklığına karşı kullanılır. İncir, kalbe ferahlık verir. Kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Ayrıca, yas dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı, nasır ve siğillere sürülürse tedavi eder.
İNCİÇİÇEĞİ
İnciçiçeği (Mayıs çanı/Müge/Convallaria majalis/Muguet)
Zambakgillerden, ok biçimindeki yaprakları arasında, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisidir. Boyu 20 cm kadardır. Çiçekleri beyaz ve üzüm salkımı seklindedir. Yemişleri küçük ve kırmızıdır. Kokusu çok güzeldir.
Kullanıldığı yerler:
Hekimlikte kalp çarpıntıları için kullanılır. Ev ilaçlarında kesinlikle kullanılmaz.
Zambakgillerden, ok biçimindeki yaprakları arasında, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisidir. Boyu 20 cm kadardır. Çiçekleri beyaz ve üzüm salkımı seklindedir. Yemişleri küçük ve kırmızıdır. Kokusu çok güzeldir.
Kullanıldığı yerler:
Hekimlikte kalp çarpıntıları için kullanılır. Ev ilaçlarında kesinlikle kullanılmaz.
İĞDE
İğde (Ölweide/Olivier/Sauvage/Oleaster/Elaeagnus)
Kışın yapraklarını döken veya dâimâ yeşil kalan, çalı veya ağaç hâlinde olan, çok dallanmış, dikenli veya dikensiz odunsu bitkilerin meyvesine denir. Ağacının, sürgünleri çoğunlukla dikenlidir. Tomurcukları küçük, kısa saplıdır. Yapraklar dar, şerit hâlinde ve tam kenarlıdır. Yapraklar ve sürgünler gümüşî renkli tüylerle örtülmüştür. Haziranda açan çiçekler kısa salkımlar halinde sürgünlerin aşağı kısmında kümeler hâlinde yer alır. Çiçeklerin dış tarafı gümüşî beyaz, iç tarafı sari renkte olup, çok hoş kokuludur. İğdenin vatani Akdeniz bölgesidir. Kus iğdesi adı verilen Eleognus angustifolia, Anadolu’nun hemen hemen her tarafında yetişir. Bağ ve bahçe kenarlarında çit bitkisi olarak da kullanılır. 7-8 m boylanabilir ve baygın kokuludur. Bu türün meyvesi makbul olmayıp, kültüre alınmış olan çeşidine, E. angustifolia varyete orientalis denir.
Kullanıldığı yerler:
Anadolu’da bağ ve bahçelerde tatlı meyvelerinden dolayı meyve ağacı olarak yetiştirilmektedir. Meyveleri zeytin meyvesi büyüklüğünde ve sarimsi-kahve renginde olup yenilebilir. Bağırsak bozukluklarını ve ağız pasını gidermek için kullanılır.
Kışın yapraklarını döken veya dâimâ yeşil kalan, çalı veya ağaç hâlinde olan, çok dallanmış, dikenli veya dikensiz odunsu bitkilerin meyvesine denir. Ağacının, sürgünleri çoğunlukla dikenlidir. Tomurcukları küçük, kısa saplıdır. Yapraklar dar, şerit hâlinde ve tam kenarlıdır. Yapraklar ve sürgünler gümüşî renkli tüylerle örtülmüştür. Haziranda açan çiçekler kısa salkımlar halinde sürgünlerin aşağı kısmında kümeler hâlinde yer alır. Çiçeklerin dış tarafı gümüşî beyaz, iç tarafı sari renkte olup, çok hoş kokuludur. İğdenin vatani Akdeniz bölgesidir. Kus iğdesi adı verilen Eleognus angustifolia, Anadolu’nun hemen hemen her tarafında yetişir. Bağ ve bahçe kenarlarında çit bitkisi olarak da kullanılır. 7-8 m boylanabilir ve baygın kokuludur. Bu türün meyvesi makbul olmayıp, kültüre alınmış olan çeşidine, E. angustifolia varyete orientalis denir.
Kullanıldığı yerler:
Anadolu’da bağ ve bahçelerde tatlı meyvelerinden dolayı meyve ağacı olarak yetiştirilmektedir. Meyveleri zeytin meyvesi büyüklüğünde ve sarimsi-kahve renginde olup yenilebilir. Bağırsak bozukluklarını ve ağız pasını gidermek için kullanılır.
ITIR
Itır(Çobaniğnesi/Turnagagası/Pelargonium odoratissimum/Geranium):
Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisidir. Kumlu topraklarda yetişir. Yeşil kısımları tüylü ve oyalıdır. Çoğunun çiçekleri pembe veya beyaz renktedir. Losyon yapımında kullanılır.
Kullanıldığı yerler:
Cildi güzelleştirir. İshali keser. Boğaz ağrılarını giderir. Mide ve barsak gazlarını söktürür.
Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisidir. Kumlu topraklarda yetişir. Yeşil kısımları tüylü ve oyalıdır. Çoğunun çiçekleri pembe veya beyaz renktedir. Losyon yapımında kullanılır.
Kullanıldığı yerler:
Cildi güzelleştirir. İshali keser. Boğaz ağrılarını giderir. Mide ve barsak gazlarını söktürür.
ISPANAK
Kış sebzesi olarak yetiştirilen, iki evcikli, kazık köklü, otsu bir
bitkidir. Mutedil, serin rutubetli havalardan hoşlanır. -5 dereceden
sonra zarar görmeye baslar. Kurak ve sıcaklık ise yapraklarını
sertleştirip tohuma kalkmasını teşvik eder. Bu sebeple ziraatı sonbahar
ile ilkbahar arasında yapılır. Bir sap üzerinde salkım durumunda sarimsi
renkte çiçekler açar. Çiçeklerin taç yaprakları yoktur. Erkek ve dişi
çiçekler ayrı ayrı bitkilerde bulunur. Şâyet ıspanak zamanında
toplanmazsa tohuma kaçar ve kartlaşır. Memleketimizde sonbaharda ekimi
yapılır. İki-üç ay içerisinde ürün alınır. Kumlu-killi ve gübreli
topraklarda iyi ürün alınabilir. Dikenli ve dikensiz tohumlu iki çeşidi
vardır.
Dikenli ıspanak:
Tohumları köseli ve dikenli, yaprakları yırtmaçlı, uçları ise mızrak gibidir. Kışa dayanıklı (-8, -10 dereceye dayanır), lezzetlidir.
Dikensiz ıspanak:
Tohumları dikensiz, yuvarlakça, yaprakları geniş ve yırtmaçsız ince naziktir. En fazla ekilen bu çeşittir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Sebze olarak her yerde yetiştirilir. Anavatanı Kafkasya ve Afganistan’dır.
Kullanıldığı yerler:
İçinde A,B,C,D vitaminleri vardır. Proteince de zengindir. Daha çok sebze olarak, pişirilerek veya salata hâlinde yenilir. C vitamini ve demirce zengin bir kış sebzesidir. Vücudun dayanıklılığını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Hamilelerde özellikle tavsiye edilir. Kansızlığı giderir ve ruhi çöküntüyü azaltır.
Dikenli ıspanak:
Tohumları köseli ve dikenli, yaprakları yırtmaçlı, uçları ise mızrak gibidir. Kışa dayanıklı (-8, -10 dereceye dayanır), lezzetlidir.
Dikensiz ıspanak:
Tohumları dikensiz, yuvarlakça, yaprakları geniş ve yırtmaçsız ince naziktir. En fazla ekilen bu çeşittir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Sebze olarak her yerde yetiştirilir. Anavatanı Kafkasya ve Afganistan’dır.
Kullanıldığı yerler:
İçinde A,B,C,D vitaminleri vardır. Proteince de zengindir. Daha çok sebze olarak, pişirilerek veya salata hâlinde yenilir. C vitamini ve demirce zengin bir kış sebzesidir. Vücudun dayanıklılığını artırır. Ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalıdır. Hamilelerde özellikle tavsiye edilir. Kansızlığı giderir ve ruhi çöküntüyü azaltır.
ISIRGAN
Isırgan(Brennessel/Ortie/Nettle/Urtica membranacca/Urtica urenus/Urtica diocia):
Mayıs-ağustos ayları arasında çiçek açan, 20-100 cm boyunda, virânelik, yol kenarları ve duvar diplerinde bulunan bir senelik tek evcikli otsu bir bitkidir.Gövdeleri dik, 4 kösemsi, basit veya tabandan îtibâren dallanmıştır. Üzerinde yakıcı tüyleri bulunur.Yapraklar saplı, oval şekilli ve dişli kenarlı, üst tarafı koyu yeşil renkli ve parlak olup, yakıcı tüylerle kaplıdır. Erkek ve dişi çiçekler bir arada olmak üzere yaprakların koltuğunda uzunca saplı küçük durumlar teşkil ederler. Çiçek örtüsü 4 parçalıdır.Meyveleri esmer renkte ve fındıksıdır.Tohum, yağ ihtiva eden bir besi dokuya sahiptir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Hemen hemen bütün Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Tâze ve güneşte kurutulmuş dalları kullanılır.Yapraklarında formik asit ve nitratlar bulunmaktadır. Bu bitkinin yakıcı tüylerinde formik asit bulunduğu birçok yerlerde kayıtlı ise de tüylerin taşıdığı usarede asetilkolin ve histamin vardır. Eskiden romatizma ve siyatikte kullanılırdı. Yapraklarından hazırlanan infüzyon saç dökülmesine karşı tatbik edilir. Köklerinden sari renkli boya elde edilmektedir. Ayrıca, aybaşı kanamalarını düzenler, balgam söktürür. Burun kanamasını keser. Haricen tatbik edilirse, çıbanlarda faydalı olduğu bilinmektedir.
Mayıs-ağustos ayları arasında çiçek açan, 20-100 cm boyunda, virânelik, yol kenarları ve duvar diplerinde bulunan bir senelik tek evcikli otsu bir bitkidir.Gövdeleri dik, 4 kösemsi, basit veya tabandan îtibâren dallanmıştır. Üzerinde yakıcı tüyleri bulunur.Yapraklar saplı, oval şekilli ve dişli kenarlı, üst tarafı koyu yeşil renkli ve parlak olup, yakıcı tüylerle kaplıdır. Erkek ve dişi çiçekler bir arada olmak üzere yaprakların koltuğunda uzunca saplı küçük durumlar teşkil ederler. Çiçek örtüsü 4 parçalıdır.Meyveleri esmer renkte ve fındıksıdır.Tohum, yağ ihtiva eden bir besi dokuya sahiptir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Hemen hemen bütün Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Tâze ve güneşte kurutulmuş dalları kullanılır.Yapraklarında formik asit ve nitratlar bulunmaktadır. Bu bitkinin yakıcı tüylerinde formik asit bulunduğu birçok yerlerde kayıtlı ise de tüylerin taşıdığı usarede asetilkolin ve histamin vardır. Eskiden romatizma ve siyatikte kullanılırdı. Yapraklarından hazırlanan infüzyon saç dökülmesine karşı tatbik edilir. Köklerinden sari renkli boya elde edilmektedir. Ayrıca, aybaşı kanamalarını düzenler, balgam söktürür. Burun kanamasını keser. Haricen tatbik edilirse, çıbanlarda faydalı olduğu bilinmektedir.
IHLAMUR
Ihlamur (Linde/Tilleul/Linden tree/Linder tree/Tilia/Tilia silvestris/Linden)
Haziran-ağustos ayları arasında beyazımsı-sari renkli, hoş kokulu çiçekler açan, yüksek boylu ağaçtır. Genellikle ormanlarda tabiî olarak bulunursa da, süs ağacı olarak park ve bahçelerde de yetiştirilmektedir. Yaprakları saplı, ucu sivri, kenarları dişli, taban kısımları kalp biçiminde, üst yüzü yeşil, alt yüzü beyazımsı yeşil ve tüylüdür. Çiçekler, en az üçü bir arada olmak üzere sarkık durumlar teşkil eder. Çiçek örtüsü kayık seklinde, sarimsi-yeşil renktedir. Meyveleri küre şekilli ve tek tohumludur.Ihlamur ağacı filizden iyi büyür. Azami bir sene yasar.
Ihlamurun, kış ıhlamuru (T. cordata), yaz ıhlamuru (T. platyphyllos), kırmızı ıhlamur (T. rubra) ve gümüşî ıhlamur (T. tomentosa) gibi türleri bulunmaktadır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Marmara ve Karadeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler:
Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler.
Haziran-ağustos ayları arasında beyazımsı-sari renkli, hoş kokulu çiçekler açan, yüksek boylu ağaçtır. Genellikle ormanlarda tabiî olarak bulunursa da, süs ağacı olarak park ve bahçelerde de yetiştirilmektedir. Yaprakları saplı, ucu sivri, kenarları dişli, taban kısımları kalp biçiminde, üst yüzü yeşil, alt yüzü beyazımsı yeşil ve tüylüdür. Çiçekler, en az üçü bir arada olmak üzere sarkık durumlar teşkil eder. Çiçek örtüsü kayık seklinde, sarimsi-yeşil renktedir. Meyveleri küre şekilli ve tek tohumludur.Ihlamur ağacı filizden iyi büyür. Azami bir sene yasar.
Ihlamurun, kış ıhlamuru (T. cordata), yaz ıhlamuru (T. platyphyllos), kırmızı ıhlamur (T. rubra) ve gümüşî ıhlamur (T. tomentosa) gibi türleri bulunmaktadır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Marmara ve Karadeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler:
Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler.
HÜSNÜYUSUF
Hüsnüyusuf(Guguçiçeği/Dianthus barbatus/Iychinide/Bunch pink/Yalınkat karanfil):
Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir.
Kullanıldığı yerler:
Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.
Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir.
Kullanıldığı yerler:
Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.
HÜNNAP
(Jujube/Jujubier/Jujube/Çiğde/Zizyphus juiba/Zizyphus vulgaris/Chinese date/Jujuba)
Nisan-mayıs ayları arasında, sarı renkli çiçekler açan, hoş kokulu, 4-5 m yüksekliğinde dikenli bir ağacın, kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçiminde ve büyüklüğünde bir yemişidir. En dış çeperi derimsi ve ince, pulpasi (yumuşak kısım) sari renkli ve tatlı lezzetlidir Ünnap da denilir. Bahçelerde yetiştirildiği gibi yabânî olarak da bulunur. Asil vatani Suriye’dir. Ağacının gövdeleri silindir biçiminde, esmer kabuklu, çok dallıdır.Yapraklar karşılıklı 2 sıra hâlinde, kısa saplı, diken seklinde 2 küçük yaprakçıklıdır.Çiçekler 3-6 tânesi bir arada ve oldukça küçüktür. Çanak yaprakları 5 parçalı ve yeşil renklidir. Taç yaprakları sari renkli, kıvrık olup 5 parçalıdır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Yerli değildir. Marmara, Bati ve Güney Anadolu’da yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler:
Meyveleri tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Meyvelerinde seker, tanin ve müsilajli maddeler bulunmaktadır.Çok eskiden beri yumuşatıcı, balgam ve idrar söktürücü ve kabız edici olarak kullanılmaktadır.
Nisan-mayıs ayları arasında, sarı renkli çiçekler açan, hoş kokulu, 4-5 m yüksekliğinde dikenli bir ağacın, kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçiminde ve büyüklüğünde bir yemişidir. En dış çeperi derimsi ve ince, pulpasi (yumuşak kısım) sari renkli ve tatlı lezzetlidir Ünnap da denilir. Bahçelerde yetiştirildiği gibi yabânî olarak da bulunur. Asil vatani Suriye’dir. Ağacının gövdeleri silindir biçiminde, esmer kabuklu, çok dallıdır.Yapraklar karşılıklı 2 sıra hâlinde, kısa saplı, diken seklinde 2 küçük yaprakçıklıdır.Çiçekler 3-6 tânesi bir arada ve oldukça küçüktür. Çanak yaprakları 5 parçalı ve yeşil renklidir. Taç yaprakları sari renkli, kıvrık olup 5 parçalıdır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Yerli değildir. Marmara, Bati ve Güney Anadolu’da yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler:
Meyveleri tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Meyvelerinde seker, tanin ve müsilajli maddeler bulunmaktadır.Çok eskiden beri yumuşatıcı, balgam ve idrar söktürücü ve kabız edici olarak kullanılmaktadır.
HURMA
(Dattelpalme/Dattier/Date palm/Phoneix dactyfera/Datte)
İnsanoğlunun yetiştirdiği en eski bitki çeşitlerinden biridir. Bâbil’in en eski yerlileri Sümerler hurmayı en azından 5000 sene önce ilk defâ yetiştirmişlerdir. Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgelerinin ekonomisinde çok eskiden beri büyük bir rol oynar. Amerika’ya İspanyollar tarafından 19. yüzyılın baslarında getirilmiş ve Meksika civârında yetiştirilmiştir. İlk defâ Basra Körfezinde yetiştirildiği tahmin edilen hurma bitkisi yaklaşık 18-24 m boyundadır. Yapraklarının bir kısmı yere doğru sarkar ve bir kısmı da yukarı doğrudur. Yapraklarının uzunlukları 6 m civârındadır. Gövdeleri diktir. Tabanından birçok sürgün verir. Yelpâze olan yapraklarının büyükleri tepede toplanmıştır. Çiçekleri ekseriyâ tek cinslidir. Başak tipindeki çiçekleri “spata” adi verilen büyük yapraklarla çevrelenmiştir. Gövdesinde yapraklar genellikle toplu olarak bulunur. Küçük sari çiçekleri toplu hâlde açarlar. Farklı cinsiyetli çiçekler ayrı ağaçlarda yetişir. Dişi çiçekler zamanla tek tohumlu meyvelere dönüşürler. Meyveleri sarimsi kahve renkli, dış kabuk sarimsidir. Orta kısım etli ve seker bakımından zengindir. Tohum silindirik, sert ve bir yüzü boyunca derin olukludur.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Memleketimizde Phoenix dectylifera türü örnekleri azdır. Buna karşılık Phoenix canariensis daha çok yetiştirilmektedir. Gövde tabanında sürgünler vermesi ve tohumların daha kısa ve şişkin oluşu ile ayırt edilir. Bati ve Güney Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. Memleketimizde yetişenlerin hurma meyvelerinin gıdâ bakımından önemi yoktur, daha çok gölge verici olarak kullanılır.
Kullanıldığı yerler:
Hurmanın meyvesi tatlı ve besleyicidir. Yaklaşık % 20 nem ihtivâ eden tâze hurmalarda % 60-65 seker ve % 2 protein vardır. Kurumuş hurmalarda şeker oranı % 75-85 civârındadır. Bir diğer hurma çeşidi olan Phoemx sylvestris’ten hurma şekeri elde edilir. Ayrıca, bedeni ve zihni gelişmeyi sağlar. Kansere karşı koruyucu olduğu bilinir. Boğaz ağrısını keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığı şikayetlerini giderir. Kemik hastalıklarında faydalıdır.
İnsanoğlunun yetiştirdiği en eski bitki çeşitlerinden biridir. Bâbil’in en eski yerlileri Sümerler hurmayı en azından 5000 sene önce ilk defâ yetiştirmişlerdir. Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgelerinin ekonomisinde çok eskiden beri büyük bir rol oynar. Amerika’ya İspanyollar tarafından 19. yüzyılın baslarında getirilmiş ve Meksika civârında yetiştirilmiştir. İlk defâ Basra Körfezinde yetiştirildiği tahmin edilen hurma bitkisi yaklaşık 18-24 m boyundadır. Yapraklarının bir kısmı yere doğru sarkar ve bir kısmı da yukarı doğrudur. Yapraklarının uzunlukları 6 m civârındadır. Gövdeleri diktir. Tabanından birçok sürgün verir. Yelpâze olan yapraklarının büyükleri tepede toplanmıştır. Çiçekleri ekseriyâ tek cinslidir. Başak tipindeki çiçekleri “spata” adi verilen büyük yapraklarla çevrelenmiştir. Gövdesinde yapraklar genellikle toplu olarak bulunur. Küçük sari çiçekleri toplu hâlde açarlar. Farklı cinsiyetli çiçekler ayrı ağaçlarda yetişir. Dişi çiçekler zamanla tek tohumlu meyvelere dönüşürler. Meyveleri sarimsi kahve renkli, dış kabuk sarimsidir. Orta kısım etli ve seker bakımından zengindir. Tohum silindirik, sert ve bir yüzü boyunca derin olukludur.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Memleketimizde Phoenix dectylifera türü örnekleri azdır. Buna karşılık Phoenix canariensis daha çok yetiştirilmektedir. Gövde tabanında sürgünler vermesi ve tohumların daha kısa ve şişkin oluşu ile ayırt edilir. Bati ve Güney Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. Memleketimizde yetişenlerin hurma meyvelerinin gıdâ bakımından önemi yoktur, daha çok gölge verici olarak kullanılır.
Kullanıldığı yerler:
Hurmanın meyvesi tatlı ve besleyicidir. Yaklaşık % 20 nem ihtivâ eden tâze hurmalarda % 60-65 seker ve % 2 protein vardır. Kurumuş hurmalarda şeker oranı % 75-85 civârındadır. Bir diğer hurma çeşidi olan Phoemx sylvestris’ten hurma şekeri elde edilir. Ayrıca, bedeni ve zihni gelişmeyi sağlar. Kansere karşı koruyucu olduğu bilinir. Boğaz ağrısını keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığı şikayetlerini giderir. Kemik hastalıklarında faydalıdır.
HODAN
(Borretsch/Gurkenkraut/Bourrache/Borrego officinalis/Borage)
Mayıs-eylül ayları arasında mavi renkte çiçek açan, sert tüylü, 15-60 cm yüksekliğinde, bir yıllık otsu bir bitkidir. Sığırdili olarak da bilinir. Daha çok rutubetli yerleri sever. Yaprakları buruşuk, sert tüylü, oval şekilli, alttakiler saplı, üstekiler sapsızdır. Çiçekler uzun saplıdır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Marmara, Kuzey ve Bati Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Fazla miktarda müsilaj, reçine, mâdenî tuzlar taşır. Yapraklar ve çiçekler ter verici, idrar ve balgam söktürücüdür. Boğaz ağrılarına ve öksürüğe karşı kullanılır.
Mayıs-eylül ayları arasında mavi renkte çiçek açan, sert tüylü, 15-60 cm yüksekliğinde, bir yıllık otsu bir bitkidir. Sığırdili olarak da bilinir. Daha çok rutubetli yerleri sever. Yaprakları buruşuk, sert tüylü, oval şekilli, alttakiler saplı, üstekiler sapsızdır. Çiçekler uzun saplıdır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Marmara, Kuzey ve Bati Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Fazla miktarda müsilaj, reçine, mâdenî tuzlar taşır. Yapraklar ve çiçekler ter verici, idrar ve balgam söktürücüdür. Boğaz ağrılarına ve öksürüğe karşı kullanılır.
HİNDİSTANCEVİZİ
Srilanka, Malezya ve Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Baharat olarak
kullanılan, bilinen Hindistancevizi meyvesinden farklıdır. Küçük
hindistancevizi olarak anılır fakat tamâmen farklı olan bir bitkidir.
Tropik bölgelerde (Moluk Adaları) yetişir. Yaz ve kış yeşil olur. 10 m
yüksekliğindedir. Avrupalılar buna muskatcevizi de derler. Çünkü
Avrupa’ya eskiden Arabistan limanlarından Muskat’tan gönderilirdi.
Tohumları tıpta kullanılır. Meyveleri kapsül biçimdedir. Her kapsül
irice bir tohum ihtivâ eder. Tohumun içinde “arillus” denilen ağsı bir
örtü vardır. Tohumları ve etli olan aril denilen kısmı kullanılır.
Tohumları miristisin, uçucu yağ, nişasta ihtivâ eder. Aromatik
kokusundan dolayı bâzı ilaçların bileşimine girer. Sindirim
kolaylaştırıcı ve gaz söktürücü etkisi vardır. Bu sebeple bilhassa küçük
çocuklara verilir. Etli kısmı da aromatik kokuludur. Yüksek dozları
zehirlidir. Türkiye'de yılda 1500 ton civarında tüketilir. Tatlı ve
pastacılarda yoğun olarak kullanılır.
Kullanıldığı yerler:
İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.
Kullanıldığı yerler:
İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.
HIYARSENBE
(Hind hıyarı/Hiyarsember/Casse/Cassia fistula)
Baklagillerden, "Leguminoseae" denilen bir ağacın meyveleridir. Doğu Hind, antil ve Brezilya'da yetişir. Meyvesi silindirik ve siyahtır. Terkibinde, seker, pektin, zamk, tanen ve esans vardır.
Kullanıldığı yerler:
Kabızlığı önler. Fazlası müshildir.
Baklagillerden, "Leguminoseae" denilen bir ağacın meyveleridir. Doğu Hind, antil ve Brezilya'da yetişir. Meyvesi silindirik ve siyahtır. Terkibinde, seker, pektin, zamk, tanen ve esans vardır.
Kullanıldığı yerler:
Kabızlığı önler. Fazlası müshildir.
HELVACIKABAĞI
(Kestanekabağı/Cucubirta maxima/Winter squesh/Potiron)
Gövdeleri silindir biçiminde, yaprakları böbrek seklinde ve tüylüdür. Meyveleri basık küremsi, saplı, ince kabukludur. Pişirildiğinde kabukları yumuşar ve zar gibi soyulur. Kırmızı etli kısmında sekerli ve nişastalı maddeler vardır. Yemeği ve tatlısı yapılır.
Kullanıldığı yerler:
Her iki türün tıbbî olarak kurutulmuş tohumları kullanılır. Tohumlarında sâbit yağ ve peporesin vardır. Tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılmaktadır. Tohumlar dış kabuklarından ayrılarak dövülür, sekerle karıştırılarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pişirilen etli kısmı yiyecekten başka çıban ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir
Gövdeleri silindir biçiminde, yaprakları böbrek seklinde ve tüylüdür. Meyveleri basık küremsi, saplı, ince kabukludur. Pişirildiğinde kabukları yumuşar ve zar gibi soyulur. Kırmızı etli kısmında sekerli ve nişastalı maddeler vardır. Yemeği ve tatlısı yapılır.
Kullanıldığı yerler:
Her iki türün tıbbî olarak kurutulmuş tohumları kullanılır. Tohumlarında sâbit yağ ve peporesin vardır. Tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılmaktadır. Tohumlar dış kabuklarından ayrılarak dövülür, sekerle karıştırılarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pişirilen etli kısmı yiyecekten başka çıban ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir
HAYIT
(Ayit/Vitex agnus-castus/Agnus castus/Petit poivre)
Mineçiçeğigiller familyasından, Bati ve Güney Anadolu'da yasayan bir ağaççıktır. Temmuz aylarında mor renkli çiçekleri açar. Dalları ve yapraklarında, uçucu ve sabit yağ, tanen, sineol, sekerler, kristalize maddeler ve glikozit vardır.
Kullanıldığı yerler:
İdrar söktürür. Sancıları keser. Aybaşı kanamalarını düzenler. Anne sütünü artırır. Hazımsızlığı giderir. Karin ağrısı ve ishali keser. Ayak sislerini indirir. Akrep ve arı sokmalarında kullanılır.
Mineçiçeğigiller familyasından, Bati ve Güney Anadolu'da yasayan bir ağaççıktır. Temmuz aylarında mor renkli çiçekleri açar. Dalları ve yapraklarında, uçucu ve sabit yağ, tanen, sineol, sekerler, kristalize maddeler ve glikozit vardır.
Kullanıldığı yerler:
İdrar söktürür. Sancıları keser. Aybaşı kanamalarını düzenler. Anne sütünü artırır. Hazımsızlığı giderir. Karin ağrısı ve ishali keser. Ayak sislerini indirir. Akrep ve arı sokmalarında kullanılır.
HAVUÇ
(Mohrrübe/Carotte/Carrot/Daucus corota)
Kökleri sebze olarak yenen iki yıllık bir kültür bitkisidir. Havucun vatani Orta Avrupa’dır. Yabânî olarak Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’da rastlanır. Memleketimizde de rastlanmaktaysa da kültür havucu özelliğinde değildir. Bitki 1-1,5 m kadar boylarında, az dallı, parçalı yapraklıdır. Çiçekleri yazın açan küçük, beyazımsı renkli semsiye durumunda toplanmışlardır. Elverişli topraklarda ana kök bir metre kadar derine inebilmektedir. Havucun kazık seklindeki etli kökleri kültür sâyesinde meydana gelmiştir. Havucun açık sari-turuncu renkteki dış kısmı kabuk kısmıdır. Kök meyveleri farklı türleri sebebiyle çeşitli sekil ve büyüklüktedir. Koyu sarimsi-turuncu renkte olan iç kısmı odun dokusuna tekâbül etmekle birlikte genellikle parankima tik hücrelerden yapılmıştır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Doğu Anadolu hâriç bütün Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin tohumları ve kazık kökleri (havuç) kullanılır. Tohumlar eterik yağ ihtiva eder ki, bu da geraniol elde etmekte kullanılabilir. Ayrıca konserve ve parfümeri sanâyiinde kullanılır. Kültür kök meyveler likopin, karotin provitamin A, B1, B2, C vitaminleri, % 7 oranında seker, % 29 kadar fosfor ve mâdenî tuzlar ihtiva eder. Bu kök meyveler ham madde olarak karotin elde etmede, gıda olarak tâze ve tursu hâlinde kullanılır. Provitamin A, vücutta vitamin A hâline geçer. Vitamin A, hastalıklara karşı mukâvemet kazandıran, göz ve cilt hastalıklarını önleyen çok faydalı bir maddedir. Tâze havuç, güneş yanıkları vakalarında lapa hâlinde kullanılır. Havuç unu ve suyu çocukların beslenmesinde çok faydalıdır.
Kökleri sebze olarak yenen iki yıllık bir kültür bitkisidir. Havucun vatani Orta Avrupa’dır. Yabânî olarak Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’da rastlanır. Memleketimizde de rastlanmaktaysa da kültür havucu özelliğinde değildir. Bitki 1-1,5 m kadar boylarında, az dallı, parçalı yapraklıdır. Çiçekleri yazın açan küçük, beyazımsı renkli semsiye durumunda toplanmışlardır. Elverişli topraklarda ana kök bir metre kadar derine inebilmektedir. Havucun kazık seklindeki etli kökleri kültür sâyesinde meydana gelmiştir. Havucun açık sari-turuncu renkteki dış kısmı kabuk kısmıdır. Kök meyveleri farklı türleri sebebiyle çeşitli sekil ve büyüklüktedir. Koyu sarimsi-turuncu renkte olan iç kısmı odun dokusuna tekâbül etmekle birlikte genellikle parankima tik hücrelerden yapılmıştır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Doğu Anadolu hâriç bütün Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin tohumları ve kazık kökleri (havuç) kullanılır. Tohumlar eterik yağ ihtiva eder ki, bu da geraniol elde etmekte kullanılabilir. Ayrıca konserve ve parfümeri sanâyiinde kullanılır. Kültür kök meyveler likopin, karotin provitamin A, B1, B2, C vitaminleri, % 7 oranında seker, % 29 kadar fosfor ve mâdenî tuzlar ihtiva eder. Bu kök meyveler ham madde olarak karotin elde etmede, gıda olarak tâze ve tursu hâlinde kullanılır. Provitamin A, vücutta vitamin A hâline geçer. Vitamin A, hastalıklara karşı mukâvemet kazandıran, göz ve cilt hastalıklarını önleyen çok faydalı bir maddedir. Tâze havuç, güneş yanıkları vakalarında lapa hâlinde kullanılır. Havuç unu ve suyu çocukların beslenmesinde çok faydalıdır.
HAVLICAN
(Galgant/Alpinia/Galingale/Alpinia officinarum)
Bir çenekliler sınıfının Zencefilgiller familyasından güzel çiçekli, ıtırlı, çok yıllık, otsu bitkidir. Diğer ismi galangal veya Çin zencefilidir. Toprak üstü sapları çok fazla dallanmış rizomlardan (kök saplarından) çıkar, ilâve sapları da olabilir. Bir metreden fazla yüksekliği vardır. Kırmızı çizgili, çiçekleri beyaz yaprakları bulunur. Havlıcan çok cazip çiçeklerinin ve kokusunun güzelliği sebebiyle aranan bir bitkidir.
Kullanıldığı yerler:
Kurutulmuş rizomlari hamur islerinde kullanılır. Bu rizomlardan elde edilen yağ sari sıvıdır. Serinletici olup, kâfur benzeri kokuya sâhiptir. Kurutulmuş rizomlari ve türevleri acımtırak aromalıdır. Havlıcan kökü, meşrubatlarda, dondurma, şekerlemeler, tarım ürünleri, çikolata çeşitlerinde kullanılabilir. Rizomlari ayrıca zencefil gibi baharat olarak da kullanılır. Tıbbî faydasının çok olduğu bilinmektedir. Kaynatılan suyu bir miktar içilirse mîde ağrılarına, romatizma ve kulunca iyi gelir. Bel gevşekliği, çocukların yatağı kirletmesini önler. Balgam söktürür, tükürük ifrâzâtını arttırır. Ağız kokusunu giderir. Mafsal ağrılarına ve mîde ekşimesine iyi gelir.
Bir çenekliler sınıfının Zencefilgiller familyasından güzel çiçekli, ıtırlı, çok yıllık, otsu bitkidir. Diğer ismi galangal veya Çin zencefilidir. Toprak üstü sapları çok fazla dallanmış rizomlardan (kök saplarından) çıkar, ilâve sapları da olabilir. Bir metreden fazla yüksekliği vardır. Kırmızı çizgili, çiçekleri beyaz yaprakları bulunur. Havlıcan çok cazip çiçeklerinin ve kokusunun güzelliği sebebiyle aranan bir bitkidir.
Kullanıldığı yerler:
Kurutulmuş rizomlari hamur islerinde kullanılır. Bu rizomlardan elde edilen yağ sari sıvıdır. Serinletici olup, kâfur benzeri kokuya sâhiptir. Kurutulmuş rizomlari ve türevleri acımtırak aromalıdır. Havlıcan kökü, meşrubatlarda, dondurma, şekerlemeler, tarım ürünleri, çikolata çeşitlerinde kullanılabilir. Rizomlari ayrıca zencefil gibi baharat olarak da kullanılır. Tıbbî faydasının çok olduğu bilinmektedir. Kaynatılan suyu bir miktar içilirse mîde ağrılarına, romatizma ve kulunca iyi gelir. Bel gevşekliği, çocukların yatağı kirletmesini önler. Balgam söktürür, tükürük ifrâzâtını arttırır. Ağız kokusunu giderir. Mafsal ağrılarına ve mîde ekşimesine iyi gelir.
HATMİ
(Apothekerstockmalve/Guimauwe/Marshmallow/Althaea officinalis)
Temmuz-ağustos aylarında, pembemsi-beyaz renkli çiçekler açan, 50-150 cm yüksekliğinde, çok senelik, otsu ve tıbbî bir bitkidir. Sulak çayırlar ve dere kenarlarında bulunur. Gövdeleri dik ve tüylüdür. Yaprakları saplı ve çok tüylüdür. Çiçekler, dalların ucundaki yaprakların koltuğunda tek tek veya gruplar hâlinde bulunur.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Akdeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin kullanılan kısımları yaprakları, çiçekleri ve köküdür. Yaprakları bitki çiçekliyken ve çiçekler tamâmen açmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Kökler ise yaşlı bitkilerden sonbaharda alınır, kabukları soyularak gölgede kurutulur. Bütün bitki fazla miktarda müsilaj taşır. Bundan başka nişasta, sakaroz, galaktoz, pektin, yağ, tanen ve asparagin taşır. Yaprak, çiçek veya kökleri haricen ve dahilen göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Çiçekleri gölgede kurutulup çay gibi demlenince göğsü yumuşatır ve öksürüğe iyi gelir. Dövülmüş hatmi taneleri vücuda sürülürse, sinek ve böcek ısırmalarını önler.
Ayni şekilde kullanılan diğer türler şunlardır:
Gül hatmi (Althaea rosea):
1-2 m yüksekliğinde, beyaz, sari-kırmızı ve siyahimsi- kırmızı renkli çok senelik bir bitkidir. Meyvelerinin üzeri tüylüdür. Süs bitkisi olarak yetiştirilir. Diğer hatmi gibi kullanılır.
Killi hatmi (Althaeae hirsuta):
10-40 cm yüksekliğinde, dik ve tüylü, eflatun renginde çiçekleri olan bir bitkidir. Tıbbî hatmi gibi kullanılır.
Temmuz-ağustos aylarında, pembemsi-beyaz renkli çiçekler açan, 50-150 cm yüksekliğinde, çok senelik, otsu ve tıbbî bir bitkidir. Sulak çayırlar ve dere kenarlarında bulunur. Gövdeleri dik ve tüylüdür. Yaprakları saplı ve çok tüylüdür. Çiçekler, dalların ucundaki yaprakların koltuğunda tek tek veya gruplar hâlinde bulunur.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Akdeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin kullanılan kısımları yaprakları, çiçekleri ve köküdür. Yaprakları bitki çiçekliyken ve çiçekler tamâmen açmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Kökler ise yaşlı bitkilerden sonbaharda alınır, kabukları soyularak gölgede kurutulur. Bütün bitki fazla miktarda müsilaj taşır. Bundan başka nişasta, sakaroz, galaktoz, pektin, yağ, tanen ve asparagin taşır. Yaprak, çiçek veya kökleri haricen ve dahilen göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Çiçekleri gölgede kurutulup çay gibi demlenince göğsü yumuşatır ve öksürüğe iyi gelir. Dövülmüş hatmi taneleri vücuda sürülürse, sinek ve böcek ısırmalarını önler.
Ayni şekilde kullanılan diğer türler şunlardır:
Gül hatmi (Althaea rosea):
1-2 m yüksekliğinde, beyaz, sari-kırmızı ve siyahimsi- kırmızı renkli çok senelik bir bitkidir. Meyvelerinin üzeri tüylüdür. Süs bitkisi olarak yetiştirilir. Diğer hatmi gibi kullanılır.
Killi hatmi (Althaeae hirsuta):
10-40 cm yüksekliğinde, dik ve tüylü, eflatun renginde çiçekleri olan bir bitkidir. Tıbbî hatmi gibi kullanılır.
HAŞHAŞ
Schlafmohn/Poppy/Papaver/Papaveraceae/Papaver somniferum glabrum/Oplum poppy)
Yüzyıllardan beri ekilmekte olan bir kültür bitkisidir. Haşhaş ziraatının ilk defa nerede başlamış olduğu kesin olarak belli değildir. Bâzı yazarlara göre Akdeniz havzası, Anadolu ve Mezopotamya’dır. Türklerin eski anayurtları olan Orta Asya’da haşhaş ziraatını yapmakta oldukları ve göçler ile bu kültürü etrafa yaydıkları düşünülmektedir. Etiler zamanında Anadolu’da haşhaş ekimi yapıldığı arkeolojik kazılarla ortaya çıkmıştır. Anadolu birçok coğrafik ve ekolojik haşhaş gruplarının toplandığı bir yerdir. Bu sebeple Anadolu’da çok çeşitli haşhaş gruplarına rastlanır. Türkiye’de yetiştirilen haşhaş iki alt türe ayrılmaktadır:
1) Papaver somniferum alt tür anatolicum (Körhashas):
Bitki 50-120 cm boyunda, az veya orta dallı, kapsülleri büyük(5 cm çaplı), kalın kabuklu, konik, yuvarlak,olgunlaşınca delikleri açılmayan türdür.
Bu alt türün de beyaz ve mor çiçekli olan varyeteleri (çeşit) vardır.
Varyete albescens (Akhashas):
Çiçekler saf beyaz, tohumlar beyaz veya devetüyü renklidir. Ekilmekte olan haşhaşların % 60-70’ini bu varyete teşkil etmektedir. Bilhassa soft bölgede (Amasya, Tokat, Çorum, Malatya) ekilmektedir.
Varyete violascens (Karahashas, Gökhashas):
Çiçekler açık veya koyu mor, tohumlar gri veya kahverengidir. Yukarıdaki varyeteye göre daha az ve genellikle onunla birlikte ekilmektedir.
2) Papaver somniferum alttür spontaneum (Açikhashas):
Bitki 60-100 cm boyunda, kapsülleri küçük (2,5 cm çaplı), çok ve nadiren orta dallı, ince kabuklu olup olgunlaşınca kapsül meyvede delikler açılır. Bu alt türün de varyeteleri vardır. Ekimi körhashas alt türünün varyetelerine göre az olmakla beraber Bilecik, Kütahya, Uşak, Afyon, Burdur, Isparta, Denizli ve haşhaş zirâatı yapılan hemen her mıntıkada bulunur. Varyete violaceum’un çiçekleri açık mordan koyu mora kadar değişen renkli, dip kısımları koyu mor renklidir. Tohumlar mavimsi-gri veya kahverengidir. Anadolu’da açık haşhaşın en çok rastlanan varyetesidir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin kullanılan kısımları ham meyvelerinin çizilmesi ile elde edilen afyon, kurutulmuş ham meyveler, yapraklar, tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Haşhaş yaprağı elde edildiği alt türe ve gövdedeki yerine göre sekli az çok değişir. Bilhassa hâricen kullanılan bâzı merhemlerin bileşimine girer ve ağrı dindiricidir. Haşhaşbaşı, haşhaşın olgunlaşmasından, sütlüyken toplanan ve kurutulan, tohumları çıkarılan kapsül meyveleridir. Bileşiminde toplanma zamanına göre değişen afyon alkaloitleri vardır. Harici ağrı dindirici olarak, özellikle diş hekimliğinde kullanılır. Tohumlarının yağı ise, tohumları soğukta tazyik edilmesi sûretiyle elde edilen yağdır. Soğukta elde edilen yağın bileşiminde asitler az, sıcakta elde edilen yağın ise asitleri fazladır. Soğukta elde edilen yağ, bâzı merhemlerin bileşimine girer. Sıcakta elde edilen yağ, yemek yağı ve sanayide sabun yapımında kullanılır. İçerdiği zehirli maddeler dolayısıyla, hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalı
Yüzyıllardan beri ekilmekte olan bir kültür bitkisidir. Haşhaş ziraatının ilk defa nerede başlamış olduğu kesin olarak belli değildir. Bâzı yazarlara göre Akdeniz havzası, Anadolu ve Mezopotamya’dır. Türklerin eski anayurtları olan Orta Asya’da haşhaş ziraatını yapmakta oldukları ve göçler ile bu kültürü etrafa yaydıkları düşünülmektedir. Etiler zamanında Anadolu’da haşhaş ekimi yapıldığı arkeolojik kazılarla ortaya çıkmıştır. Anadolu birçok coğrafik ve ekolojik haşhaş gruplarının toplandığı bir yerdir. Bu sebeple Anadolu’da çok çeşitli haşhaş gruplarına rastlanır. Türkiye’de yetiştirilen haşhaş iki alt türe ayrılmaktadır:
1) Papaver somniferum alt tür anatolicum (Körhashas):
Bitki 50-120 cm boyunda, az veya orta dallı, kapsülleri büyük(5 cm çaplı), kalın kabuklu, konik, yuvarlak,olgunlaşınca delikleri açılmayan türdür.
Bu alt türün de beyaz ve mor çiçekli olan varyeteleri (çeşit) vardır.
Varyete albescens (Akhashas):
Çiçekler saf beyaz, tohumlar beyaz veya devetüyü renklidir. Ekilmekte olan haşhaşların % 60-70’ini bu varyete teşkil etmektedir. Bilhassa soft bölgede (Amasya, Tokat, Çorum, Malatya) ekilmektedir.
Varyete violascens (Karahashas, Gökhashas):
Çiçekler açık veya koyu mor, tohumlar gri veya kahverengidir. Yukarıdaki varyeteye göre daha az ve genellikle onunla birlikte ekilmektedir.
2) Papaver somniferum alttür spontaneum (Açikhashas):
Bitki 60-100 cm boyunda, kapsülleri küçük (2,5 cm çaplı), çok ve nadiren orta dallı, ince kabuklu olup olgunlaşınca kapsül meyvede delikler açılır. Bu alt türün de varyeteleri vardır. Ekimi körhashas alt türünün varyetelerine göre az olmakla beraber Bilecik, Kütahya, Uşak, Afyon, Burdur, Isparta, Denizli ve haşhaş zirâatı yapılan hemen her mıntıkada bulunur. Varyete violaceum’un çiçekleri açık mordan koyu mora kadar değişen renkli, dip kısımları koyu mor renklidir. Tohumlar mavimsi-gri veya kahverengidir. Anadolu’da açık haşhaşın en çok rastlanan varyetesidir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Bitkinin kullanılan kısımları ham meyvelerinin çizilmesi ile elde edilen afyon, kurutulmuş ham meyveler, yapraklar, tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Haşhaş yaprağı elde edildiği alt türe ve gövdedeki yerine göre sekli az çok değişir. Bilhassa hâricen kullanılan bâzı merhemlerin bileşimine girer ve ağrı dindiricidir. Haşhaşbaşı, haşhaşın olgunlaşmasından, sütlüyken toplanan ve kurutulan, tohumları çıkarılan kapsül meyveleridir. Bileşiminde toplanma zamanına göre değişen afyon alkaloitleri vardır. Harici ağrı dindirici olarak, özellikle diş hekimliğinde kullanılır. Tohumlarının yağı ise, tohumları soğukta tazyik edilmesi sûretiyle elde edilen yağdır. Soğukta elde edilen yağın bileşiminde asitler az, sıcakta elde edilen yağın ise asitleri fazladır. Soğukta elde edilen yağ, bâzı merhemlerin bileşimine girer. Sıcakta elde edilen yağ, yemek yağı ve sanayide sabun yapımında kullanılır. İçerdiği zehirli maddeler dolayısıyla, hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalı
Hardal
0,2-1,5 m boylarında beyaz veya sarı çiçekli, yıllık otsu bitkilerdir.
10 kadar türü vardır. Türlerinin çoğu Akdeniz çevresi memleketlerinde
yetişir. Hardalın beyaz hardal otu, siyah hardal otu, yabanî hardal
olmak üzere değişik türleri vardır.
Siyah hardal otu(Sinapis nigra):
1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı çiçekli otsu bir bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm uzunlukta 2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık, tüysüz, hemen hemen dört köşeli, kısa sivri uçludur. Yassı ve köşeli olan meyvelerinde tohumların bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı siyah renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve İran’da kültürü yapılır.
Kullanılan kısımları tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Bitkinin yaprakları dökülmeye başladığında meyve salkımları toplanır. Bunlar 15 gün kadar gölgede kurutulduktan sonra tohumları alınır. Hardal tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli glikozit ve mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden beri tıpta kullanılmaktadır. Dâhilen hardal tohumu unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı ve tarçınla karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen yakı, lapa veya banyo hâlinde romatizma ve bronşitte mevzii tahriş yapmak için kullanılır. Hardal yağı cildi tahriş eder, onun için sürüldüğü yer kızarır. Hafif antiseptiktir. Dumanı öksürük ve gözyaşı getirir. En fazla baharat olarak kullanılır. Deriyi tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki kanı dışarıya toplar. Zehirlenmelerde kusturucu etkisinden faydalanılır. Hardal yakıları bir saatten fazla tutulmamalıdır. Aksi halde yılancığa benzer büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık suda ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal yakısı, hardal tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması suretiyle elde olunur. Kullanılacağı zaman ılık suda ıslatılarak hardallı tarafı deriye gelecek şekilde kullanılır.
Beyaz hardal otu(Sinapis alba):
Beyaz çiçekli hardal otudur. Vatanı Akdeniz çevresi memleketleridir. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika’da da kültürü yapılır. Önemli bir yağ bitkisidir. Beyaz hardal otunun sarı-kırmızı veya beyaz renkteki olgun tohumlarından hardal yağı elde edilir. Kullanılışı siyah hardal otu ile aynıdır.
Yabani hardal(Sinapis arvensis):
20-60 cm yüksekliğinde, memleketimizde tarla ve nadaslarda, yol kenarlarında yetişen bir tarla otudur.
Kullanıldığı yerler:
Siyah hardal tohumundan tıpta, bronşit ve zatürreeden kaynaklanan şikayetleri gidermek için haricen kullanılan ilaçlar yapılır. Sofra hardalı ise hazmı kolaylaştırıp, kabız olmayı önler.
Siyah hardal otu(Sinapis nigra):
1-1,5 m boyunda, bir yıllık sarı çiçekli otsu bir bitkidir. Yaprakları saplıdır. Meyveleri 1-3 cm uzunlukta 2-3 mm genişlikte, sap üzerine yatık, tüysüz, hemen hemen dört köşeli, kısa sivri uçludur. Yassı ve köşeli olan meyvelerinde tohumların bulunduğu yerler şişkindir. Tohumlar kırmızımsı siyah renktedir. Bitkinin Orta Avrupa, Anadolu ve İran’da kültürü yapılır.
Kullanılan kısımları tohumları ve tohumlarından elde edilen yağıdır. Bitkinin yaprakları dökülmeye başladığında meyve salkımları toplanır. Bunlar 15 gün kadar gölgede kurutulduktan sonra tohumları alınır. Hardal tohumlarında müsilaj, yağ, sinapin, sinigrin isimli glikozit ve mirozinaz fermenti vardır. Çok eskiden beri tıpta kullanılmaktadır. Dâhilen hardal tohumu unu az dozlarda midevî, yatıştırıcı ve tarçınla karıştırılırsa iyi bir iştah açıcıdır. Hâricen yakı, lapa veya banyo hâlinde romatizma ve bronşitte mevzii tahriş yapmak için kullanılır. Hardal yağı cildi tahriş eder, onun için sürüldüğü yer kızarır. Hafif antiseptiktir. Dumanı öksürük ve gözyaşı getirir. En fazla baharat olarak kullanılır. Deriyi tahriş edip, kızarttığından iç organlardaki kanı dışarıya toplar. Zehirlenmelerde kusturucu etkisinden faydalanılır. Hardal yakıları bir saatten fazla tutulmamalıdır. Aksi halde yılancığa benzer büyük şişler meydana gelir. Yakılar ılık suda ısıtılır. Sıcak su fermentleri tahrip eder. Hardal yakısı, hardal tozunun kâğıt üzerine yapıştırılması suretiyle elde olunur. Kullanılacağı zaman ılık suda ıslatılarak hardallı tarafı deriye gelecek şekilde kullanılır.
Beyaz hardal otu(Sinapis alba):
Beyaz çiçekli hardal otudur. Vatanı Akdeniz çevresi memleketleridir. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika’da da kültürü yapılır. Önemli bir yağ bitkisidir. Beyaz hardal otunun sarı-kırmızı veya beyaz renkteki olgun tohumlarından hardal yağı elde edilir. Kullanılışı siyah hardal otu ile aynıdır.
Yabani hardal(Sinapis arvensis):
20-60 cm yüksekliğinde, memleketimizde tarla ve nadaslarda, yol kenarlarında yetişen bir tarla otudur.
Kullanıldığı yerler:
Siyah hardal tohumundan tıpta, bronşit ve zatürreeden kaynaklanan şikayetleri gidermek için haricen kullanılan ilaçlar yapılır. Sofra hardalı ise hazmı kolaylaştırıp, kabız olmayı önler.
Hanımeli
(Geissblatt/Jelängerjelieber/Chevrefeuillie/Honeysuckle/Honey-suckle)
Mayıs ve temmuz aylarında pembemsi beyazımtırak-sari renkli çiçekler açan, 1-3 m yükseklikte, tüysüz veya az tüylü tırmanıcı bir bitkidir. Yapraklar gövde üzerinde karşılıklı-çapraz, derimsi, tüysüz ve alt yüzü az tüylüdür. Aşağıdaki yapraklar kısa saplı ve yumurtamsı şekilde olup, yukarıdakiler ise gövdeyi saracak şekilde tabanlarıyla birleşmiş durumdadır. Güzel kokulu olan çiçekler, tepedeki yaprakların koltuğunda, genellikle üç demet hâlinde, oldukça uzun saplı, başçık tipinde çiçek yaparlar. Çiçekler uzun tüpsü ve sarkık dudaklıdır. Olgunlukta kırmızı renkli üzümsü meyveler verir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Marmara, Bati ve Güney Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Tıpta yaprakları gargara yapmak için, çiçekleri antispazmodik olarak, meyveleri de idrar söktürücü ve kusturucu olarak kullanılır.
Mayıs ve temmuz aylarında pembemsi beyazımtırak-sari renkli çiçekler açan, 1-3 m yükseklikte, tüysüz veya az tüylü tırmanıcı bir bitkidir. Yapraklar gövde üzerinde karşılıklı-çapraz, derimsi, tüysüz ve alt yüzü az tüylüdür. Aşağıdaki yapraklar kısa saplı ve yumurtamsı şekilde olup, yukarıdakiler ise gövdeyi saracak şekilde tabanlarıyla birleşmiş durumdadır. Güzel kokulu olan çiçekler, tepedeki yaprakların koltuğunda, genellikle üç demet hâlinde, oldukça uzun saplı, başçık tipinde çiçek yaparlar. Çiçekler uzun tüpsü ve sarkık dudaklıdır. Olgunlukta kırmızı renkli üzümsü meyveler verir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Marmara, Bati ve Güney Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu.
Kullanıldığı yerler:
Tıpta yaprakları gargara yapmak için, çiçekleri antispazmodik olarak, meyveleri de idrar söktürücü ve kusturucu olarak kullanılır.
Güzelavratotu
Güzelavratotu(Belladon/Atropa belladonna/Deadly nightshade)
Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen 180 cm kadar boyunda birkaç sene yasayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. Çiçekleri boru seklinde, koyu kırmızımsı veya sarımtıraktır. Terkibinde bir çeşit zehir olan "Atropin" vardır. Sadece tıbbi maksatla kullanılır. Bir hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.
Kullanıldığı yerler:
Ağrı kesici ilaç yapımında kullanılır. Ayrıca, mide, barsak, astım, kalp, sinir ve beyin hastalıklarının tedavisi için yapılan ilaçlarda da kullanılmaktadır.
Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen 180 cm kadar boyunda birkaç sene yasayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. Çiçekleri boru seklinde, koyu kırmızımsı veya sarımtıraktır. Terkibinde bir çeşit zehir olan "Atropin" vardır. Sadece tıbbi maksatla kullanılır. Bir hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.
Kullanıldığı yerler:
Ağrı kesici ilaç yapımında kullanılır. Ayrıca, mide, barsak, astım, kalp, sinir ve beyin hastalıklarının tedavisi için yapılan ilaçlarda da kullanılmaktadır.
Güveyfeneri
Güveyfeneri (Gelinfeneri / Fener çiçeği / Gelinotu/Aşk elması/Kış kirazı/Physalis alkakengi/Winter cherry/Lanterne)
Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyaz renklerdedir. Yemişleri kiraz ya da küçük domateslere benzer. C vitamini içerir. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül-Ekim aylarında toplanıp kurutulur.
Kullanıldığı yerler:
İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.
Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyaz renklerdedir. Yemişleri kiraz ya da küçük domateslere benzer. C vitamini içerir. Lezzeti acımtıraktır. Meyveleri Eylül-Ekim aylarında toplanıp kurutulur.
Kullanıldığı yerler:
İdrar ve ter söktürür. Karında toplanan suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Sarılıkta da faydalıdır.
Güvercinkökü
Güvercinkökü(Jatrorrhiza palmata / Racine de colombo):
"Jatrorrhiza palmata" Adlı bitkinin köküdür. Terkibinde "kolombin" ve "Barberin" denilen maddeler vardır. Tadı acıdır.
Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.
"Jatrorrhiza palmata" Adlı bitkinin köküdür. Terkibinde "kolombin" ve "Barberin" denilen maddeler vardır. Tadı acıdır.
Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.
Gülhatmi (Althaea rosa / Hubbaze)
Ebegümecigillerden, yaprakları geniş ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan bir süs bitkisidir.
Kullanıldığı yerler:
Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarında kullanılır. Barsak iltihaplarında etkilidi
Kullanıldığı yerler:
Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarında kullanılır. Barsak iltihaplarında etkilidi
Greyfurt
Vatani Çin ve Hindistan olan, fakat bugün birçok çeşit ve kültür
formlarıyla bütün subtropikal memleketlerde yetiştirilen, yaprak
dökmeyen, uçucu yağ taşıyan küçük ağaçlar. Yaprakları
derimsidir.Çiçekler, beyazımsı renkli, meyveleri büyük, toparlak yassı,
açık sari renkli, ince kabuklu, bol usârelidir.Meyvelerinin çekirdekli
ve çekirdeksiz cinsleri bulunur. Meyve dilimlerinin kabukları soyulunca
acılık kalmaz, rahatlıkla yenebilir.Kızmemesi veya altıntop gibi
isimlerle de tanınır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Güney, Güneybatı, Kuzeydoğu Anadolu’da yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler:
C vitamini bakımından zengindir. Meyve kabuklarından marmelat yapılır. Karaciğerin normal çalışmasını sağlar. Hazmı kolaylaştırır. Vücutta biriken suyu ve zehirli atıkları atar. Kani temizler. Bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Akciğer ve göğüs hastalıklarında faydalıdır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Güney, Güneybatı, Kuzeydoğu Anadolu’da yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler:
C vitamini bakımından zengindir. Meyve kabuklarından marmelat yapılır. Karaciğerin normal çalışmasını sağlar. Hazmı kolaylaştırır. Vücutta biriken suyu ve zehirli atıkları atar. Kani temizler. Bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Akciğer ve göğüs hastalıklarında faydalıdır.
Gözlükotu (Gözotu / Euphraia rostkovina )
Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Çiçekleri, ufak,
beyazımtırak mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır.
Çiçekleri yaz aylarında toplanıp kurutulur.
Kullanıldığı yerler:
Göz nezlesi ve göz iltihaplarında kullanılır. Mide ve barsak gazlarına faydalıdır.
Kullanıldığı yerler:
Göz nezlesi ve göz iltihaplarında kullanılır. Mide ve barsak gazlarına faydalıdır.
GELİNCİK
Mayıs-ağustos ayları arasında, kırmızı renkli çiçekler açan, 20-30 cm
boyunda bir veya bazen çok senelik otsu ve beyaz sütlü bir bitki. Buğday
tarlalarında, ekilmemiş yerlerde çok rastlanır. Gövdeleri dik ve
tüylüdür. Çiçekler dalların uçlarında bulunur. Çanak yaprakları çiçek
açma esnâsında dökülür. Çiçekleri de çabuk dökülür. Meyveleri sarımsı
esmer renkli olup, deliklidir ve bu deliklerden tohumlar saçılır.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Hemen hemen her yerde yetişmektedir.
Kullanıldığı yerler:
Kullanılan kısımları çiçekleridir. Çiçekler güneşte ve mümkün olduğu kadar çabuk kurutulur. Bileşiminde zamk, şeker, müsilaj ve çok az miktarda alkaloit bulunur. Hafif yumuşatıcı ve uyuşturucu bir tesiri vardır. Öksürük ve nezle gibi hastalıklarda yumuşatıcı olarak şurup hâlinde verilir. Uykusuzluğu giderir. Yanıkları iyileştirir. Çiçekleri su içinde şişelerde güneşte bekletilerek şerbeti çıkarılır. İçine limon tuzu konursa rengi çabuk ve daha güzel çıkar. Yazın şerbet olarak içilir.
Türkiye’de yetiştiği yerler:
Hemen hemen her yerde yetişmektedir.
Kullanıldığı yerler:
Kullanılan kısımları çiçekleridir. Çiçekler güneşte ve mümkün olduğu kadar çabuk kurutulur. Bileşiminde zamk, şeker, müsilaj ve çok az miktarda alkaloit bulunur. Hafif yumuşatıcı ve uyuşturucu bir tesiri vardır. Öksürük ve nezle gibi hastalıklarda yumuşatıcı olarak şurup hâlinde verilir. Uykusuzluğu giderir. Yanıkları iyileştirir. Çiçekleri su içinde şişelerde güneşte bekletilerek şerbeti çıkarılır. İçine limon tuzu konursa rengi çabuk ve daha güzel çıkar. Yazın şerbet olarak içilir.
5 Eylül 2013 Perşembe
Kadınlar için 6 süper besin
Sağlıklı beslenmek, sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturuyor. Yapılan
araştırmalar bazı gıdaların yararlarına dikkat çekerken, pek çok sağlık
sorununu önlemeye yardımcı olduğunu da gösteriyor. Anadolu Sağlık
Merkezi Beslenme Uzmanı Canan Öcal Kuzum yaşam uzatan 6 süper gıdayı
dengeli bir şekilde alan kadınların daha sağlıklı bir yaşam
sürdürebileceğini söylüyor.
İşte kadınlar için 6 süper gıda önerisi ve bunların faydaları!
Düşük yağlı yoğurt
Henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte, haftada üç ila beş kez tüketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda göğüs kanseri riskini azalttığı yolunda görüşler var. Ayrıca uzmanlar yoğurtta bulunan faydalı bakterilerin (probiyotikler) insan sağlığına çok olumlu etkileri bulunuyor. Barsakları ve sindirim sistemini düzenliyor, rahatlatıyor. Ayrıca kadınlarda mide ülseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor.
Yağlı balıklar
Haftada iki üç kez yenebilecek bu balıklarda en yararlı unsur Omega-3 yağ asitleridir. Somon, sardalye vb. gibi balık çeşitleri, hücre zarını güçlendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkıda bulunuyorlar.
Fasulye
Kadınların haftada en az üç dört kez yemelerinde büyük yarar olan fasulye protein ve lif açısından da son derece zengin bileşimleriyle, kalp krizi ve göğüs kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına katkıda bulunuyor. Uluslararası kanser araştırmalarına yer veren International Journal of Cancer adlı bilimsel makale dergisi araştırmacıların fasulye türlerinin ve mercimeğin göğüs kanserini önleyici etkileri olabileceğine dair bazı çalışmalar bulunduğunu duyuruyor.
Domates (diğer kırmızı meyveler: karpuz, kırmızı üzüm, kan portakalı)
Kadınların domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada üç - beş kez tüketmeleri tavsiye ediliyor. Güçlü bir antioksidan olan likopenin erkeklerde prostat kanseri riskini azalttığı gibi, kadınlarda da meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyan yeni araştırmalar var.
D vitamini ile takviye edilmiş az yağlı süt veya portakal suyu
Kadınların günde belirli miktarlarda D vitaminine ihtiyacı bulunuyor. Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi için barsaklardan emilmesi gerekiyor. D vitamini alımı kadınlarda kalsiyum kaybı nedeniyle kemik kırılmalarına kadar olumsuz sonuçlara yol açabilen osteoporozun yanı sıra şeker hastalığı, multipl skleroz (MS), göğüs, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar D vitaminin barsak ve yumurtalık kanserini önleme potansiyeli olduğunu ortaya koydu.
Çilek ve böğürtlen
Çilek, böğürtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler aynı şarapta olduğu gibi anti kanserojen özelliklere sahip ve hücre onarıcı olduğu bilinen antokyan maddesini içerirler. Antokyanlar meme, mide ve bağırsak kanseri risklerini azaltan önemli antioksidanlar arasındadır. C vitamini ve folik asit açısından çok zengin olan bu meyveler, cildin yaşlanmaya karşı korunmasına da katkıda bulunuyorlar.
İşte kadınlar için 6 süper gıda önerisi ve bunların faydaları!
Düşük yağlı yoğurt
Henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte, haftada üç ila beş kez tüketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda göğüs kanseri riskini azalttığı yolunda görüşler var. Ayrıca uzmanlar yoğurtta bulunan faydalı bakterilerin (probiyotikler) insan sağlığına çok olumlu etkileri bulunuyor. Barsakları ve sindirim sistemini düzenliyor, rahatlatıyor. Ayrıca kadınlarda mide ülseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor.
Yağlı balıklar
Haftada iki üç kez yenebilecek bu balıklarda en yararlı unsur Omega-3 yağ asitleridir. Somon, sardalye vb. gibi balık çeşitleri, hücre zarını güçlendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkıda bulunuyorlar.
Fasulye
Kadınların haftada en az üç dört kez yemelerinde büyük yarar olan fasulye protein ve lif açısından da son derece zengin bileşimleriyle, kalp krizi ve göğüs kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına katkıda bulunuyor. Uluslararası kanser araştırmalarına yer veren International Journal of Cancer adlı bilimsel makale dergisi araştırmacıların fasulye türlerinin ve mercimeğin göğüs kanserini önleyici etkileri olabileceğine dair bazı çalışmalar bulunduğunu duyuruyor.
Domates (diğer kırmızı meyveler: karpuz, kırmızı üzüm, kan portakalı)
Kadınların domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada üç - beş kez tüketmeleri tavsiye ediliyor. Güçlü bir antioksidan olan likopenin erkeklerde prostat kanseri riskini azalttığı gibi, kadınlarda da meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyan yeni araştırmalar var.
D vitamini ile takviye edilmiş az yağlı süt veya portakal suyu
Kadınların günde belirli miktarlarda D vitaminine ihtiyacı bulunuyor. Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi için barsaklardan emilmesi gerekiyor. D vitamini alımı kadınlarda kalsiyum kaybı nedeniyle kemik kırılmalarına kadar olumsuz sonuçlara yol açabilen osteoporozun yanı sıra şeker hastalığı, multipl skleroz (MS), göğüs, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar D vitaminin barsak ve yumurtalık kanserini önleme potansiyeli olduğunu ortaya koydu.
Çilek ve böğürtlen
Çilek, böğürtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler aynı şarapta olduğu gibi anti kanserojen özelliklere sahip ve hücre onarıcı olduğu bilinen antokyan maddesini içerirler. Antokyanlar meme, mide ve bağırsak kanseri risklerini azaltan önemli antioksidanlar arasındadır. C vitamini ve folik asit açısından çok zengin olan bu meyveler, cildin yaşlanmaya karşı korunmasına da katkıda bulunuyorlar.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)