Atkuyruğu (Equisetum arvense), kırkilitotu, zemberekotu, çamotu,
kırkboğum, tilkikuyrığu ve katırkuyruğu olarak da tanınır. İlkbahar
başlangıcında, derinlere kök salmış olan köksaptan, önce spor taşıyıcı
kahverengi başak sapları çıkar. Düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını
andıran 40-50cm boyundaki yeşil yaz kuyruğu ise daha sonra çıkar. Çok
yıllık, otsu ve çiçeksiz bitkilerdir. Gövdesi silindir biçiminde, dallı
veya dalsız, yeşil veya esmer-yeşil renkli, sert ve içi boştur.
Yaprakları çok küçük, pul biçiminde ve sivri uçludur. Spor ile
çoğalırlar.Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde
toplanmışlardır. Türkiye'de 7 kadar türü yetişmektedir. Saponin, %60-70
silisilik asit, potasyum tuzları, tanen ve az miktarda alkaloitler
(palustrin, nikotin ve diğerleri) içerirler. Atkuyruğu, tarlalarda, dere
kıyılarında ve eğimli arazilerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri
en şifalı olanlarıdır. Yetiştiği yere göre %60-70 silisik asit içerir
ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır. Doğal olarak, yapay gübre
kullanılan tarlalardan toplanılmaması gerekir. Dalları en ince olan
atkuyruğu cinsi genellikle ormanlarda ve orman kıyılarında yetişir. Bu
cins de şifalıdır. Bataklık, karasuluk yerlerde ve dağlık meralarda
(Equisetum hiemale) ise yalnızca dıştan, banyo katkısı (oturma banyosu)
olarak kullanılmalıdır! Genç sürgünleri yiyen hayvanlarda, kan işemesi
ile belirlenen zehirlenmeler görülür. Özellikle sığır ve atlar bu
bitkiye karşı duyarlıdır. Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz.
İnsanlarda da aynı şekilde zehirlenme belirtileri görülmektedir. Bu
nedenle dikkatle kullanılması ve belirtilen miktarların üzerinde
kullanılmaması gereken bir drogdur. Çayı yapılacak bitkilerin,
tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir.
Çay için toplanacak bitkiler (Equisetum arvense), 25-60 cm yükseklikte
ve sapı 3-6 mm civarında olan türlerdir. Mayıs-Haziran döneminde, henüz
canlı yeşil rengini korurken, sapın toprağa yakın bölümünden kesilir ve
demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır.
İğne yapraklar gövdeden kolayca ayrıldığında kuruma tamamlanmış olur.
Yapraklar ovuşturularak saptan ayrılır vebir örgüye serilerek 1-2 gün
boyunca tam olarak kurumaya bırakılır. Sonra ince kıyılır ve hava
almayan kaplarda saklanır.
Bu bitki, özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve
böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri
tanınmaktaydı. Atkuyruğu, kanamalarda, kan kusmalarda, mesane ve böbrek
rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, benzeri bulunamaz ve
yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir. Eski rahatsızlıklarda, çürüyen
yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış
hizmetler sağlar. Genellikle, ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere
yatırılarak, hasta bölgeye kompres (bitki lapası) olarak uygulanır.
İsviçreli herbalist Künzle’nin söylediğine göre ;"Tüm insanlar, bir
yaştan sonra sürekli olarak atkuyruğu çayı içmelidirler." Tüm romatizma,
gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık
devresi yaşanabilir. Anlattığına göre, 86 yaşındaki bir adam, atkuyruğu
buğu kompresi sayesinde korkunç taş hastalığından kurtulmuş ve daha uzun
yıllar ağrı çekmeden yaşamış. Ayrıca şunları da ekliyor Künzle : ”En
ağır kanamalar veya kan kusmaları, atkuyruğu çayı içilerek en kısa
sürede veya hemen iyileşir !” Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara
karşı, kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine
uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle
atlatılır. Birdenbire işeyememe başlayarak ağrılar içinde kıvranan
yaşlı kişiler, doktor tarafından idrar bir hortum aracılığı ile
boşaltılmadan, bu buğu kompresleri sayesinde ağrılardan kurtulabilirler.
Böbrek kumu, böbrek ve mesane taşlarında, sıcak atkuyruğu tam banyoları
alınır ve aynı zamanda da atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde
boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Taş, bu durumda
genellikle düşürülür. Bu konuda almış olduğum mektuplar da, yukarıdaki
önerileri onaylamaktadır. Bu kullanım biçimi sayesinde, böbrek taşları
düşürülüyor ve daha sonra kişiler kendilerini çok iyi hissediyor ve
hiçbir şikayetleri kalmıyor. Sıvı dışkılayıcı ilaçlar yetersiz
kaldığında, atkuyruğu yardımcı olur. Örneğin, kalp dış zarında ve
akciğer zarında su toplanması veya kızıl hastalığından sonraki böbrek
düzensizliklerinde ve sıvı dışkılama düzenini bozan mikroplu
hastalıklardan sonra. Sonuç olarak, onun böbrek ve mesane sistemi için
dıştan ve içten kullanılabilen seçkin bir bitki olduğu söylenebilir.
Böbrek çanağı iltihaplarında bir tek atkuyruğu katkılı banyo mucizeler
yaratır. Bu durumda (yani yalnızca dıştan kullanmak için), parmak
kalınlığında sapı olan uzun boylu atkuyruğu, bataklık ve karasuluk
bölgelerden toplanır ve böbrek çanağı iltihaplarında, dıştan
kullanılarak, hemen etkisini gösterir. Yakın bir tanıdığım , ağır bir
böbrek çanağı iltihabı yüzünden aylardır hastanede yatıyordu. Sağlığına
ne zaman kavuşabileceği bir türlü belli olmadığı için, benden (M.Treben)
yardım istedi. Atkuyruğu banyosu önerdim ona. Birkaç gün sonra aldığım
mektupta şunlar yazıyordu : “Hayatımı kurtardın! Hastaneden çıktım.
Atkuyruğu banyosu tüm şikayetlerimi sona erdirdi ve bana yeni bir güç
verdi.” Zor bir doğum sonrasında, genç annelerde bazen, görme
bozukluklarına rastlanır ;çünkü doğum sırasında annenin böbrekleri bir
hayli zorlanır. Atkuyruğu oturma banyoları, dıştan yaptığı etki ile
böbreklerin kan dolaşımını yoğunlaştırarak, onların gözler üstündeki
basınçların azalmasını ve böylece görme bozukluklarının giderek
düzelmesini sağlar. Ünlü ılıca (kaplıca) hekimi Dr.Bohn, bu bitkiyi
övmekle bitiremez: “Atkuyruğu, bir yandan kanama durdurucu özelliğe
sahipken, öte yandan da, çok önemli bir böbrek ilacıdır. Atkuyruğu çayı
içildikten sonra, bol miktarda koyu renkli idrar dışarı atılacaktır.
Ödemlerde de etkisi çok çabuk görülen bir bitkidir.”
(Referans1:M.Treben) Ödemi iyileştirecek ilaçlardan olumlu sonuç
alındığında, tüm öteki bitki çayları bir tarafa bırakılarak günde 2-3
bardak atkuyruğu çayı gün boyuna yayılarak, yudumlanarak içilmelidir.
Edinilmiş deneyimlere göre, ödem gerileyecektir. Kaşıntılı egzamalarda,
kabuklu, iltihaplı, kılları dökülmüş olsa bile, atkuyruğu kaynama suyu
ile yapılan banyolar veya kompresler büyük yardım sağlar. Kaynama suyu
ile yapılan yıkamalar ve banyolar, dolamalara, bacaktaki açık yaralara,
işleyen eski yaralara, kanser türü çıbanlara, fistüllere, kıl dibi
iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı başarılıdır. Dinmeyen burun
kanamalarında, bitki kaynama suyu soğutulduktan sonra, kompres biçiminde
buruna uygulanır. Kan dindirici olarak, akciğer, dölyatağı (rahim),
basur ve mide kanamalarında, içten çay biçiminde kullanılır. Bu tür
olaylarda doğal olarak, bitkinin uzun süre kaynatılması gerekir.
Atkuyruğu çıban otu ile eşit karıştırılarak kullanıldığında, kan
temizleyici özelliği sayesinde, atardamar sertliğine ve unutkanlığa
karşı başarılı olacaktır. Kepekli saçlar, atkuyruğu kaynama suyu ile her
gün yıkanır ve saç diplerine zeytinyağı ile friksiyon (ovarak sürme)
yapılır. Kepekler kısa sürede yok olacaktır. Binbirdelikotu ile eşit
oranda karıştırılarak demlenen atkuyruğu çayı günde 1-2 bardak içilip,
akşamları da kuru yemek yendiğinde, yatağa işeme olayı önlenebilir.Bu
çay aynı zamanda, bademcik iltihabı, ağız boşluğu ve dişeti
kanamalarında ve iltihaplarında, fistüllerde ve polüplerde gargara
biçiminde kullanılır. Kadınların beyaz akıntılarında, atkuyruğu oturma
banyoları alınmalıdır. Bitkinin, kronik bronşit ve akciğer tüberkülozuna
karşı oldukça etkili olduğu da hiçbir zaman unutulmamalıdır! Düzenli
çay içimi ile silisik asit alımı sayesinde akciğer tüberkülozu
iyileşirken, bir yandan da, hastalığın yaratmış olduğu gdurumu sona
erer. Avusturyalı Biyolog Richard Willford’un belirttiğine göre, yeni
araştırma sonuçları sayesinde, uzun süre düzenli biçimde atkuyruğu çayı
içildiğinde, kötü karakterli şişliklerin (tümörlerin) büyümelerinin
durduğu ve sonunda yok oldukları söylenebilir. Dölyatağındaki ve
anüsteki polipler ve eklem sıvı kesesi iltihapları bile bu yöntemle
geçirilebilir. Bu tür olaylarda atkuyruğu buğu kompresi ve oturma
banyoları yardımcı olarak uygulanmalıdır. Bu buğu kompresleri, kramplı
mide rahatsızlıkları, karaciğer ve safra kesesi düzensizliklerinde ve
yukarı doğru oluşturdukları basınçla kalp çalışmasını etkileyen ağrılı
birikimlerde yardımcı olur.
Beni (M.Treben) arayan 49 yaşındaki bir çiftçinin ayak tabanında
sert ve ağrılı bir yumru oluşmuştu ve adamcağız yürüyemiyordu. Ben ona,
kötü karakterli tümörleri bile yok eden, atkuyruğu buğu kompreslerini
önerdim. Üç gün sonra yine telefonla aradığımda, yumrunun tümüyle yok
olduğu haberini aldığımdaki mutluluğumu düşünebilirsiniz. Ayak tabanının
derisi biraz gevşek ve yumuşakmış, sert yumrudan ise hiçbir iz
kalmamış. Tanrı'nın eczanesinden bir mucize daha! Deneyimlerime göre en
ağır bel kemiği sakatlıkları bile, eğer bir sinirin sıkışması sonucunda
oluşmamışlarsa, atkuyruğu oturma banyoları ile iyileştirebilirler.
Röntgen filminde, yaşlılık nedeniyle aşınmış eklemler saptanmış olsa
bile, bu durum ağrı çekmeyi gerektirmez! Hastalığında yukarı doğru
basınç yapmaya başlayan bir böbreğin, bel kemiği boyunca uzanan
sinirlere dayanması sonucu bu tür ağrılar oluşabilir. Bir atkuyruğu
oturma banyosu, böbreklere derinlemesine yaptığı etki ile, onların
yukarı doğru olan basınçlarını yok eder. 38 yaşındaki bir kadın üç
yıldır bel kemiği tedavisi görüyordu. Fakat, iyileşmeyi beklerken,
ağrıları daha da artmış, omuz ve boyun civarı öylesine sertleşmişti ki,
sabahları yatağından kalkabilmek için, eşinin tavana monte ettiği bir
askıya tutunmadan edemiyordu. Bu kadının yalnızca bir tek atkuyruğu
oturma banyosu aldıktan sonra tüm ağrılarından ve kas sertleşmelerinden
kurtulduğunu okuyunca mutlaka şaşıracaksınız! Aynı durum, traktör
sürücülerinin uğradıkları bel kemiği zararlarında da geçerlidir.
Traktörün sallantısı bel kemiğini değil, böbrekleri rahatsız ediyor. Bu
durumda hemen yukarı doğru oluşan basınç, atkuyruğu oturma banyoları ile
ortadan kalkar. İsviçreli bir hanım, birkaç yıl boyunca, boynundan
başlamak üzere, bir baston gibi hareketsiz kalmıştı. Her yıl ılıcalarda
(kaplıca) gördüğü tedavi yalnızca biraz yardımcı olduğu halde, kesin
bir iyileşme olmuyordu. İnanmadığı halde, evine döndüğünde atkuyruğu
oturma banyosu yapacağına bana söz verdi. Çok kısa bir süre sonra da,
telefonda onun sevinçli sesini duydum. Sıcak atkuyruğu banyosundaki ilk
on dakikadan sonra tüm tutuklukları yok olmuş. Kadının rahatsızlıkları
böylece sona erdi ve yıllar boyunca bir daha görülmedi. (Referans1:
M.Treben)
Ünlü Nevrolog Dr. Wagner- Jaureg, yazılarında şöyle diyor: “ Tüm
sinir hastalarının üçte ikisi, eğer böbrekleri sağlıklı olmuş olsaydı,
sinir kliniklerine girmek zorunda kalmazdı” Bu gerçeği öğrendiğimden
beri, böbrek rahatsızlığından ötürü depresyonlar, saplantılar ve cinnet
krizleri nedeniyle sağlıklarını yitirmiş kişilere atkuyruğu oturma
banyoları önererek, onları akıl hastanelerinden kurtarmayı başardım
(M.Treben). Bu tür olaylarda, ısırganotu ve civanperçemi yanı sıra,
atkuyruğu çayı da, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki bardak
içilmelidir. Tüm belirtileri ile kanıtlanmış böbrek düzensizliklerinde,
oturma banyoları taze atkuyruğu ile hazırlanmalıdır.
Kullanım Biçimleri :
Çay Hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış
bitki (ince saplı olan 3-6 mm, 25-60 cm yükseklik), orta boy bir su
bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15-20 dakika
demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak aç karnına veya öğün
aralarında soğutulmadan içilir.
Oturma banyoları: Daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi, en iyisi,
bataklık ve karasuluk yerlerde yetişen kalın saplı ve uzun boylu
bitkinin (1-2 m) kullanılmasıdır. Bir banyo için, beş litrelik bir kova
dolusu bitki gerekmektedir . Oturma banyolarında, böbrekler suyun içinde
kalmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve
bir bornoza sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra
kurulanılarak, kuru iç çamaşırı giyilir. Oturma banyosu suyu, sonradan
ısıtılarak, iki kere daha kullanılabilir. 4-5 litrelik bir kova dolusu
taze bitki veya 100g kurutulmuş bitki, akşamdan 3-4 litre suya
yatırılır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten
sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır!
Banyo suyu böbreklerin üstüne çıkmalıdır. Banyodan sonra kurulanılmamalı
ve bir bornoza sarınarak yatakta dinlenilmelidir.
Bitki Buğu Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki bir süzgece
koyularak, içinde su kaynamakta olan bir kabın üstüne yerleştirilir ve
üstü kapatılır. Kompresin soğumamasına özen göstermek gerekir! Birkaç
saat veya gece boyunca etkilememeye bırakılır..
Lapa kompresi: Taze bitki iyice yıkanır ve bir tahta tablanın üstünde lapa haline gelene kadar ezilir.
Referanslar:
1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben
2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.
3-"Bir Yudum Sağlık",N.Eröztürk, Anahtar yayınları,2000
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder